(1475 S. K. m. 1) (5521 S. K. m. 1) (6762 S. K. m. 341)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9.Ticaret Mahkemesince verilen 12.4.2001 tarih ve 1998/2112-2001/408 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili anonim şirketin 1994-1995 yıllarında genel müdürlüğünü yapan davalının, görevini kötüye kullanarak, yetkisini aşan işlemlerle şirketi maddi yönden zarara uğrattığını ileri sürerek, toplam zarar miktarı olan 2.236.957.664 liranın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalının SSK. primi davacı tarafından ödenen şirket görevlisi olduğu, 1475 ve 5521 sayılı Kanunların 1. maddesi hükümleri gereğince, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesine dayandığı, görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, görevsizlik kararı verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalının, 6.10.1993 tarih ve 17 sayılı şirket yönetim kurulu kararı ile Genel Müdür, Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas üye olarak seçilmesine karar verilmesine, bu kararın 5.4.1994 tarihli şirket olağan genel kurul toplantısında oylanarak kabul edilmesine, imza sirkülerinde de, tek imza ile şirketi en geniş şekilde temsil ve ilzama yetkili kılınmasına işaret edilmesine, davalının seçildiği tarih ile istifa ettiği 1.11.1995 tarihi arasında geçen dönem bakımından ve görevini kötüye kullanarak, yetkisini aşan işlemlerle davacı anonim şirketi maddi yönden zarara uğrattığı iddia edilerek işbu davanın açılmış bulunmasına, hukuksal nitelikçe aynı zamanda yönetim kurulu başkanı sıfatı bulunan murahhas müdürler ile ortaklık arasında vekalet ilişkisi bulunmasına göre, dava, TTK. nun 341.madde hükmü çerçevesinde ele alınmak, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı tesisi, doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy