(1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi'nce verilen 28.03.2001 tarih ve 1999/349-2001/186 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatif ortağı olduklarını, haklarında verilen ihraç karanın mahkemece iptal edildiğini, tahsis edilen ikişer adet arsa bedeli olarak 7.000-DM ödendiğini, ihraç kararlarının iptaline rağmen kooperatif tarafından tahsis edilen arsaların veya muadillerinin davacılara teslim edilmediğini ileri sürerek, davacılara tahsis edilen arsaların veya muadillerinin aynen tahsis ve teslimine, mümkün olmadığı takdirde dava tarihindeki emsal arsa bedellerinin faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yeni imar dolayısıyla davacılara arsa verilmesinin mümkün olmadığını, eşitlik ilkesi gereği belirlenerek arsa bedelinin ödeneceği, davacılar isteminin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tahsis edilen arsaların yeniden davacılar adına tahsisinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davacı Mahmut Karaman için tahsis olunan 20 ve 21 nolu arsaya karşılık 2.665.449.000-liranın, davacı Abdurrahman Karaman için tahsis edilen 83 ve 93 nolu arsalara karşılık 2.597.910.000-liranın 14.06.1999 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp, davacılara verilmesine, tahsis isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacıların, kooperatifin ortağı iken ortaklıktan çıkarıldığı ve mahkeme kararı ile ortaklığa döndüğü, davalı kooperatifte davacılara verilecek taşınmaz bulunmadığı, bu durumda davacıların tazminat talep etme hakkı bulunduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, tazminatın ne şekilde hesaplanacağı konusunda toplanmıştır.
Dairemizin önceki kararları ile kooperatiften haksız olarak ihraç edilen ve bu sebeple konut, arsa veya işyeri alamayan bir ortağın eksik ödemeleri sebebiyle kooperatiften ne miktar tazminat isteyebileceği (6) bent halinde sayılan hesaplama formülü ile belirlenmesi gerekeceği içtihat edilmiştir.
Ancak, uygulamada bu formüldeki güncelleştirme işleminde gerek uyarlamaya esas alınan endekslerin değişik olmaları, gerekse bu formüldeki (5) ve (6) bentlerdeki iki çıkarma işleminin ard arda uygulanması, kimi hallerde eksik dahi olsa bir ödemesi olan ortağa verilmesi gereken bir tazminat miktarının mutlaka olması gereken, bu formülün sıfır veya eksi bakiye verdiği gözlenmiştir
Bu durum, karşısında tazminat hukuku ilkelerine ters düşen bu formülden (5) ve (6) numaralı bentlerin çıkarılarak, (5) numaralı bent yerine uyuşmazlığa daha adil çözüme vardırmasının doğru olacağı düşünülen orantı formülü ilave edilmesi uygun görülmüştür. Ayrıca, bu formüldeki güncelleştirmede kullanılan endeksin (Toptan Eşya Fiyat Endeksi Artış Ortalaması)nın esas alınarak, farklı bilirkişilere göre farklı kararların çıkmasının da önlenebileceği düşünülmüştür.
O halde, yukarıdaki açıklamalara göre, bu tür davalarda uygulanması gereken tazminat hesaplama ilkesinin aşağıdaki şekilde formüle edilmesi gerekmiştir.
1- Önce, ortaklara tahsis edilen konut, arsa veya işyerinin dava tarihi itibariyle rayiç değeri saptanmalıdır.
2- Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin, ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar (Toptan Eşya Fiyat Endeksi Artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak, güncel değeri bulunmalıdır.
3- Bundan sonra, yukarıda (1) numaralı bentte bulunan değerden (2) numaralı bentte bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın, bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettikleri ortaya çıkarılmalıdır.
4- Bunu takiben, davacı eksik ödeme yapan ortağın ödentileri (2) numaralı bentteki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı da güncelleştirilmelidir.
5- Bu hesaplamalardan sonra, normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarıda (2) numaralı bentte bulunan ödemelerinin güncel değeri karşılığı, yine yukarıda (3) numaralı bentte bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre, davacının (4) numaralı bentte eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yarar sağlaması gerektiği, orantı kurallarına göre belirlenmelidir. Yani sonuç olarak, (4) numaralı bentte bulunan miktar, (3) numaralı bentte bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan miktarın (2) numaralı bentte bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktar, davacı ortağın bu davada kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar miktarını belirleyecek ve mahkemece (talepte değerlendirilerek) bu miktara hükmedilecektir.
Ayrıca, aidatların Alman Markı olarak tahsiline dair genel kurul kararı bulunmayan durumlarda, gerek ortakların ödemeleri ve gerekse taşınmazın Alman Markına endekslenerek hesap yapılması da doğru değildir.
Yukarıdaki ilkeleri dikkate almayan mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy