(6762 S. K. m. 57) (556 S. KHK. m. 61, 62)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.06.2001 tarih ve 1999/683-2001/444 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 1983 yılında, davalının ise 1987 yılında ortak kelimeleri MEKA olan ve bununla başlayan unvanlarıyla kurulduğunu, metal esaslı imalat sektöründe ve aynı sanayi bölgesinde faaliyette bulunduklarını, dolayısıyla iltibas ortamı bulunduğunu, bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu, davalının karşılıksız çekleri nedeniyle bankaların müvekkilini aradığını, müvekkilinin itibarının da zedelendiğini, banka hesaplarının karıştırıldığını ileri sürerek, müvekkilinin unvanına vaki tecavüzün önlenmesine, davalının unvanın tümüyle sicilden silinmesine karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların faaliyet konularının farklı olduğunu, 1987 yılından bu yana 12 yıl süreyle beklenilip, dava açılmasının iyi niyetle bağdaşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, tarafların faaliyet alanlarının ve üretimlerinin farklı olduğunu, davalının haksız rekabette bulunduğunun kanıtlanmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, unvana tecavüzün önlenmesine ve davalı unvanın tümden sicilden silinmesi istemlerine ilişkindir. Tarafların tescilli unvanlarının ilk kelimesi "MEKA" ibaresinin, ortak vurgu kelimesi olmasına, şirketlerin ana sözleşmelerinde yazılı maksat ve konular dikkatice ve tümü incelendiğinde, ilk göze çarpan unsurun metal esaslı işler olduğunun rahatlıkla anlaşılmaktadır. Tarafların birbirine yakın ve aynı işler yapan sanayi bölgesinde faaliyette bulunmaları ve orta zekâlı bir tüketicinin hafızasında kalan algılama bakımından tarafların unvanları arasında iltibas olasılığının kuvvetli olmasına, böyle bir iltibas ortamının varlığının dahi tecavüzün kabulü için yeterli sayılması gerekmektedir. Somut olarak da banka işlemlerinde gerçekleşen karışıklığın kanıtlanmış bulunmasının iltibas olgusunun varlığına işaret etmektedir. Davacı unvanın önce tescilli olması, davalı unvanındaki ilavelerin iltibas kaldırmaya yetmemesine göre, tecavüzün önlenmesine, MEKA ibaresinin davalı unvanından terkinine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi, doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZLMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy