(2918 S. K. m. 86/1) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.7.2001 tarih ve 2001/286-2001/762 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı İETT vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davaların maliki ve sürücüsü oldukları aracın, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca çarpması sonucu oluşan 2.029.455.000-lira hasar bedelinin müvekkilince sigortalısına ödendiğini, hasar veren aracın dava dışı zorunlu mali sorumluluk sigortacısı tarafından müvekkiline 750.000.000-lira ödeme yapıldığını, bakiye hasar bedeli olan 1.279.455.000-liranın davalılardan faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı İETT Genel Müdürlüğü vekili, dava dışı üçüncü kişinin diğer davalıya müessir fiilde bulunması üzerine aracın kontrolden çıktığının, kesinleşen ilam ile sabit olduğunu, dolayısıyla işleten müvekkilinin sürücüsüne bağlı olarak sorumluluktan kurtulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, kusurun dava dışı üçüncü kişiye ait olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, davacı tarafın selefinin müterafik kusurunun bulunmadığı, davalı sürücünün eylemi ile sonuç arasında illiyet bağlantısının bulunduğu, bu nedenle kusurun tamamı dava dışı üçüncü kişiye yükleyen bilirkişi raporuna itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalardan İETT Genel Müdürlüğü vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK'nun 1301. maddesine dayalı kasko sigortasından kaynaklanan rücu davasıdır.
2918 sayılı KTK'nun 86/1. madde hükmüne göre, işleten kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.
Ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olup, kast olmamakla birlikte, kasta yakın bir kusurunun varlığını ifade eder. Ancak tam kusur mutlaka bir ağır kusur sayılmayabilir. Somut olayın özelliğine ve delil durumuna göre, bu husus mahkemece tartışılarak ve somut kanıtları gösterilerek, takdir edilmelidir.
Yapılan bu açıklamaların ışığında, mümeyyiz davalı tarafın yukarıda özetlenen savunması üzerinde yeterince durulmak, üçüncü kişinin eyleminin illiyet bağını kesecek boyutta olup olmadığı tartışılmak, sonucuna göre mümeyyiz işletenin hukuki durumu açıklığa kavuşturulmak gerekirken, bu yönler tartışılmadan ve sadece zarar görenin müterafik kusurunun bulunmadığının tespitiyle yetinilip, eksik incelenmeyle illiyet bağının kesilmediği sonucuna varılarak, buna göre hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy