(818 S. K. m. 232) (1163 S. K. m. 27)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.3.2001 tarih ve 1998/848-2001/269 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl dava dilekçesinde müvekkilinin davalı kooperatif ortağı olup, kooperatifçe ihtarname keşide edilmek suretiyle 3.075.429.768-lira gecikme faizi borcu olduğunun belirlendiğini, oysa bu miktarda borç olmasının mümkün bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin 3.075.429.768-lira borçlu olmadığının tespitini istemiş, birleşen dava dilekçesinde ise, müvekkilinin hakkında haksız olarak alınan ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi rapor ve ek raporlarına dayanılarak, davacının 31.12.1997 tarihi itibariyle davalı kooperatife 217.692.265-lira borçlu bulunduğu, davacı hakkında alınan ihraç kararının ise 1163 sayılı yasa'nın 27. maddesindeki usul ve şartları taşımadığı gerekçeleriyle, asıl davada davacının 2.858.075.735-lira borçlu bulunmadığının tespiti ile birleşen davada davacı hakkında alınan 27.6.1999 gün ve 100 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin birleşen davada verilen karara ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davaya ilişkin olarak verilen hükmün onanması gerekmiştir.
2- Asıl davaya ilişkin temyiz istemine gelince, olayda 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun öngördüğü biçimde, davacı ile dava dışı Halit D. arasında ortaklığın devri bahis konusu olmayıp, BK'nun 232. maddesine uygun olarak yapılan bir trampa sözleşmesi söz konusu olduğundan, davacının kooperatife olan borcunun belirlenmesi aşamasında, davacının asıl ortaklığının (C) tipi işyeri için olduğu göz önünde tutularak, davalı kooperatifçe trampanın benimsendiği tarihe kadar (C) tipi, bu tarihten sonrası için ise (B) tipi işyerleri için öngörülen üyelik ödentileri dikkate alınarak davacı ortağın borç miktarının belirlenmesi gerekirken, sanki ortada bir üyelik devri söz konusu imişçesine, davacının ortaklığının başlangıcından itibaren (B) tipi işyerleri için geçerli ödemeler dikkate alınarak hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm tesis edilmesi hatalı olmuştur. Kaldı ki; yukarıda açıklanmaya çalışılan hesap tarzı davacı vekilince, asıl bilirkişi raporuna yapılan itirazda da benimsenmiştir.
3- Yine, davacı tarafından verilen bir kısım senetlerin davalı kooperatif yevmiye defterinde kayıt görmüş olması bunların ödendiği ve bedellerinin kooperatif kasasına girdiği anlamına gelmez, anılan senet bedellerinin ödendiğine ilişkin ispat yükü davacıda olup, davacıya anılan senet bedellerinin ödendiğini ispata yönelik delilleri sorularak, sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, kanıt yükü ters çevrilerek senet bedellerinin davacının belirlenen borcundan mahsup edilmesi de yanlış olmuştur.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davada verilen kararın ONANMASINA, (2)ve (3)numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile asıl dava açısından verilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.1.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy