(551 S. KHK m. 1, 6, 10, 154, 155, 156, 157, 161, 165)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.06.2001 tarih ve 2001/71-2001/58 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.11.2001 günde davacı avukatı A.A. ile davalılar B. A.Ş. temsilcisi C.B. ve avukatı M.A. ile Türk Patent Enstitüsü avukatı A.Ş. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı adına tescili yapılan faydalı model belgesinin kamu düzenine aykırı olduğunu, bu modelin proje çalışmalarında KKK. lığı 1010. Ana Tamir Fabrikası personelinin katkılarının bulunduğunu ve modelin yenilik niteliğinin bulunmadığını ileri sürerek, dava ve birleşen davada anılan modelin hükümsüzlüğünün tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle itiraza ilişkin dava şartının yerine getirilmediğini, söz konusu modelle ilgili daha önce davacı tarafa satış yaptıklarını, satış sözleşmelerinde patent hakkının müvekkiline ait olduğunun belirtildiğini ve iddiaların doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen dava davalısı TPE vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, faydalı model belgesinin yayınlandığı tarihten itibaren üç ay içinde itiraz edilmediği için dava açılamayacağı ve Enstitüye husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava faydalı model tescilinin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalı adına tescilli faydalı modelin, yenilik vasfını taşımadığını, bu modelin geliştirilmesi aşamalarında kendi tesis ve personellerinin katkılarının bulunduğunu ve ayrıca model konusunun kamu düzenine aykırı olduğunu ileri sürerek, terkin talebinde bulunmuştur.
551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında KHK'nin 154. maddesinde, Kararnamenin 156. maddesi hükmüne göre yeni olan ve 10. madde anlamında sanayie uygulanabilen buluşların faydalı model belgesi verilerek korunacağı öngörülmüş, 156. maddesinde de yenilik unsurunun hangi hallerde bulunmadığı açıklanmıştır. Aynı Kararnamenin 155. maddesinde ise, Kararnamenin 6. maddesinde belirtilen konuların yanı sıra usuller ve bu usuller sonucunda elde edilen ürünler ile kimyasal maddeler hakkında faydalı model belgesi verilmeyeceği belirtilmiştir. Kamu düzenine aykırılık hali ise, anılan 6. madde içinde yer almaktadır.
Aynı Kararname'nin 165. maddesinde faydalı model belgesinin hükümsüzlük halleri sayılmış olup; davacı iddiasının Faydalı model konusunun, bu Kanun Hükmünde Kararname'nin 154 üncü, 155 inci ve 156 ncı maddelerinde belirtilen hükümlere aykırılığı ispat edilmişse hükümsüzlüğe karar verileceğine dair 165/1-a bendinde yer alan 154. 155 ve 156. maddelere aykırılık hallerine dayandığı anlaşılmaktadır.
Faydalı model belgesinin hükümsüzlüğünü kimlerin isteyebileceği de aynı düzenlemenin 165/2. fıkrasında sıralanmıştır. Buna göre, zarar gören üçüncü kişiler veya Cumhuriyet Savcılığı vasıtasıyla ilgili resmi makamlar veya 165/1-d bendine göre faydalı model belgesi isteme hakkına sahip kişiler söz konusu belgenin hükümsüzlüğünü talep edebilecektir. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise, zarar gören üçüncü kişilerin ve ilgili resmi makamların faydalı model belgesinin hükümsüzlüğünü talep edebilmeleri için, 161. maddeye göre itiraz yapmaları şart koşulmuştur. Hükümsüzlüğü talep hakkına sahip olup da itiraz şartına bağlı tutulmayanlar, sadece faydalı model belgesi isteme hakkına sahip kişilerdir. Davacının davasını zarar gören üçüncü şahıs sıfatıyla açtığı, aynı zamanda ilgili resmi makam sıfatını taşıdığı; ancak Kararname'nin 157. maddesi uyarınca faydalı model belgesi isteme hakkına sahip olduğunu ileri sürmediği ve davacı tarafından Kararnamenin 161. maddesinde öngörüldüğü şekilde Enstitüye bir itiraz yapılmadığı açıktır.
Kamu düzenine aykırılık iddiası, silahlı kuvvetlerin söz konusu sistemi tedarikte mali güçlüğe düşebileceği gerekçelerine dayandırılmaktadır. Oysa, anılan KHK'nin 6. maddesi uyarınca, koruma kapsamı dışında değerlendirebilmek için, kamu düzenine aykırılığın buluşun konusu ile ilgisi olması gerekmektedir. Yani, koruma kapsamına alınma başvurusunun reddedilebilmesi için buluşun münhasıran kamu düzenine aykırı olması gerekir (Bkz. Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İst. 1999, sh.511). Davacı yan, dava konusu buluşun münhasıran kamu düzenine aykırı olduğunu ileri sürmemiş, ordunun silah tedarikinde güçlüğe düşebileceği gerekçesine dayanmıştır. 551 sayılı KHK.nin 1. maddesinde, KHK'nin amacının buluş yapma faaliyetini özendirmek, buluşların sanayie uygulanması ile teknik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesini sağlamak olduğu açıklanmıştır. Faydalı model konusu sistem, orduda kullanılan 105 mm'lik obüslerin modernizasyonu ile ilgili olup, silahlar başlı başına kamu düzenine aykırı sayılamazlar. Öğretide de belirtildiği gibi, (Age, sh.511 ) silahların kamu düzenine aykırı bir surette kullanılmaları mümkün olduğu gibi, kendilerinden vatan savunmasında ve terörle mücadelede de yararlanılabilir. I Davalı yanca yürütülen silah parçaları imali bir faaliyet konusudur. Bu faaliyetlerin sürdürülmesinde bir kanuna aykırılık hali ileri sürülmediği gibi, davacı tarafça ihale yoluyla alımı gerçekleştirilen ve silah sanayiine ilişkin olduğu anlaşılan faydalı modelin konusunun da kanuna aykırı olduğu ileri sürülmüş değildir. Böyle bir durumda, faydalı model konusunun kamu düzenine aykırılığından da söz edilemez.
Diğer taraftan, davalı ile faydalı model konusu sistemin alımı ile ilgili olarak 1996 ve 1998 yılında yapılan sözleşmelerde, sistemin patent hakkının davalı tarafta olduğu açıkça kabul edilmiştir.
Yukarda açıklanan nedenlere, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, tarafların temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, davacı taraf hazine olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 20.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy