(2918 S. K. m. 95)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 6. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.6.2001 tarih ve 2000/257-2001/310 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı A. Yılmaz vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biktekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların malik ve sürücüsü olduğu aracın müvekkiline zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, sürücünün alkollü olarak aracı kullanması nedeniyle 3. aracın hasar bedelini ödediklerini ileri sürerek, 3. şahsa ödenen 750.000.000-liranın 28.1.2000 ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, B. Gündüz, davaya yanıt vermemiştir.
Davalı A. Yılmaz, hasar ve kusur oranını kabul etmediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, A. Yılmaz vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekili, sigortalı aracın Trafik Sigortası Genel Şartları'nın 4/d maddesi hükmü uyarınca, alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunan kişi tarafından kullanılması nedeniyle yaptığı kaza dolayısıyla üçüncü aracın zararını ödediğini ileri sürerek, bu ödemenin sigortalı ve sürücüsünden rucüen tahsilini talep etmiştir.
Gerçekten de, sigortacı ile sigortalı arasındaki akdi ilişkinin koşullarını oluşturan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın (Tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller) başlıklı 4/d maddesinde tazminatı gerektiren olayın işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının bu hususu zarar görenlere karşı ileri süremeyeceği ve fakat ödemede bulunduktan sonra tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabilecek oranda sigorta ettirene rücu edebileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır. Poliçede yer alan bu şart, esasen KTK. 95. maddesi düzenlemesinin poliçeye aksettirilmiş bir hükmüdür.
Dava konusu olayda, sigorta konusu aracın alkollü kimseye kullandırılırken rizikonun gerçekleşmiş bulunmasına göre, KTK. 95. ve poliçe genel şartlarının 4. madde hükmü uyarınca, sigortacının ödediği tazminatın tamamı bakımından davalı sigorta ettirene rücu etmesi mümkün ise de, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, sigortacının mevcut düzenlemeler uyarınca akidi olmayan alkollü araç kullanan sürücüye yönelmesi mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, davalı sürücü A. Yılmaz hakkındaki davanın REDDİNE karar verilmesi gerekirken, bu davalının dahi sigorta ettirenle birlikte sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre mümeyyiz davalı A. Yılmaz vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı A. Yılmaz vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı A. Yılmaz vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy