(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şişli Asliye 5. Hukuk Mahkemesince verilen 27.6.2001 tarih ve 2000/854-2001/718 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili kooperatif aleyhine 3 adet icra dosyasıyla takip yapılıp, ödeme emirlerinin usulsüz tebliği nedeniyle takiplerinin kesinleştirildiğini, bilahare yapılan tebligatların usulsüzlüğü nedeniyle İcra Tetkik Merciilerinde açılan davalar sonucunda tebligatların iptal edildiğini, ancak aynı süre içerisinde borca itiraz edilmediğinden takiplerin kesinleştiği ve davalının cebri icra yoluyla kooperatiften 2.453.642.000 lirayı aldığını, müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını ileri sürerek, (2.453.642.000) liranın ödenme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan istirdatına, %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevabında, müvekkilinin kooperatif ortağı olup, tarafından yapılan fazla ödemelerin DİE. verilerine göre, güncelleştirilip takibe konulduğunu belirterek davanın reddi ile birlikte davacının %40 tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davacının delillerini defter kayıtlarına dayandırdığı, bilirkişi incelemesi sonucunda davacıya ait yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmamış olduğu, enventer defterlerinin ise ibraz edilmediği, defterlerin global işlenmiş olup, açıkça kimden ne tahsil edildiğinin anlaşılamadığı gerekçeleriyle, ispat edilmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemece tüm genel kurul tutanakları dosyaya getirtilerek, davalı ödeme belgeleriyle karşılaştırılmak suretiyle, davalının varsa yapmış olduğu fazla ödeme miktarı belirlenerek, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar tesis edilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak ispat edilmeyen davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Kaldı ki, davacının bu aşamada fazla yapmış olduğu ödemeleri eskale ederek, kooperatiften tahsilinin de yasal dayanağı bulunmayıp, varsa fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsilinin mümkün olduğu da yapılacak hesaplamada dikkate alınması gereken ayrı bir husustur. Tüm bu açıklanmaya çalışılan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, alınmadığı anlaşılan 3.240.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy