(2004 S. K. m. 67) (Sağlık Sigortası Genel Şartları m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2. Hukuk Mahkemesince verilen 14.6.2001 tarih ve 2000/42-2001/351 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının daha önce geçirdiği bir rahatsızlığını bilmesine rağmen sigorta başvurma formunda bu hususu belirtmediğinin sonradan anlaşıldığını, aynı tür tekrarlayan rahatsızlığı için davalıya ödenen 629.804.000 lira sigorta tazminatının rücuen tahsili için başlatılan takibin, davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kasden bilgi saklamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının poliçe tanziminden önce 13.11.1994 tarihinde, iç menüsküs ameliyatı geçirdiği ancak ameliyatının bu yönünü bilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla davacı sigorta şirketini yanılttığının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekilinin, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı sigorta ettirenin, Grup Sağlık Sigorta Sözleşmesine aykırı davrandığının ödeme yapıldıktan sonra anlaşıldığı iddiasına dayalı olarak, ödenen sigorta bedelinin istirdadı için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalının, poliçe tanziminden önce dizinden iç menisküs ameliyatı geçirdiği halde, daha önce herhangi bir ameliyat geçirip geçirilmediği yönündeki soruya başvuru formunda hayır cevabı verdiği, davacının takibe konu ödeme yaptığı ameliyat giderlerinin de yine diz ile ilgili ikinci bir ameliyata ilişkin olduğu, dolayısıyla beyanla riziko arasında illiyet bağlantısının bulunduğu noktaları çekişmesizdir.
Poliçe özel şartlarının Standart İstisnalar başlıklı ilgili maddesinde, başvuru sırasında veya öncesinde var olan ve/veya teşhis edilen ve/veya sigortalı tarafından bilinen herhangi bir rahatsızlığın veya hastalığın başvuru formunda sorulmuş olmasına rağmen, beyan edilmemiş olmasının teminat dışı olduğu ve bunun mevcut beyansız hastalık olarak nitelendirilmesinin özel şartlarda yapıldığı yönündeki iddia, dava dilekçesinde özetlenerek ileri sürüldüğü ve davacı delilleri arasında dosyaya sunulan Hastalık Sigortası Genel Şartlarının 2/4 bendinde poliçe özel şartlarında düzenlenecek sair teminat dışı haller ibaresine yer verildiği ve bu yönler rapora itiraz dilekçesinde dile getirildiği halde mahkemece, bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Dosyada özel şartlara ilişkin bir belge de bulunmamaktadır.
Bu durumda, mahkemece özel şartlar davacı sigortacıya ibraz ettirilerek, incelenmek, açıklanan hükmün bulunduğu tespit edildiği taktirde miktar bakımından da bir çekişme bulunmadığı gözetilerek dava kabul edilmek, bu yönde hüküm bulunmadığının tespit edilmesi halinde ise, sigorta ettirenin sözleşme yapılırken beyan yükümlülüğünü rizikonun gerçekleşmesinden sonra, bu olasılıkta davalının kastının bulunup bulunmamasına göre çözüm getiren Genel Şartların 5. maddesi hükmü uyarınca uyuşmazlık sonuçlandırılmak gerekirken, bu yönler üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy