(818 S. K. m. 118) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.7.2001 tarih ve 2001/12-2001/333 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya ait aracın sebebiyet verdiği trafik kazası nedeniyle müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın hasar gördüğünü ve ilgilisine (531.174.000)lira tazminat ödendiğini, davalının bu meblağı ödemediği gibi, aleyhine girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu aracın satıldığını, bir başka dava nedeni ile müvekkili ile davacının müşterek-müteselsil sorumlu tutulduğunu, borcun müvekkili tarafından ödendiğini, bu alacağın takas-mahsup edilmesini isteyerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, davalının maliki olduğu aracın tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği kaza nedeniyle tespit edilen zarardan sorumlu olduğu, diğer davada tarafların müşterek ve müteselsil sorumlu oldukları için takas-mahsup savunmasının yerinde olmadığı gerekçesi ile 488.997.826-lira asıl alacağa ödeme tarihinden yasal temerrüt faizi yürütülecek şekilde icra takibine itirazın iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, TTK'nun 1301. maddesine dayalı rucüen tazminat istemine ilişkin olup, halefiyet ilkelerine göre açılmış böyle bir davada, evvel emirde davacının, olaya karışan araca geçerli bir kasko sigortası teminatı verdiğini ve sigorta bedelini sigortalısına ödediğini kanıtlamalıdır.
Bunun için, davacı tarafça düzenlenen kasko sigorta poliçesinin ibrazı için davacıya uygun süre verilmesi gerekirken, bu yön itiraza uğradığı halde ilgi ve alakası tespit edilmeyen Zorunlu Trafik Poliçesi ile yetinilmiş olması doğru olmamıştır.
2- Öte yandan, BK'nun 118. maddesi hükmüne göre, iki şahıs karşılıklı bir miktar meblağı ve yekdiğerine mümasil başka malları birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise, iki taraftan her biri borcunu alacağı ile takas edebileceği gibi, alacaklardan biri münazaalı olsa bile takas dermeyan olunabilir. Davalı vekili, 2.7.2001 tarihli dilekçesi ile bir başka davada, davacı ile birlikte müteselsil sorumlu tutulduklarını, hükmedilen ve davacıya rücu edilecek 916.650.000-liranın 19.6.2001 tarihinde ilgilisine ödendiğini ileri sürerek, dava konusu miktar ile takas-mahsubunu istemiştir. Gerçekten de, dosyaya ibraz edilen Şişli Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nin 1999/1063-1271 sayılı kararında, davalı şirketin işleten, davacının ise, Zorunlu Trafik Sigortacısı olarak müştereken ve müteselsilen 368.285.595-liradan sorumlu tutuldukları görülmektedir. İşleten sıfatı ile aynı davada Zorunlu Trafik Sigortacısı (davacı) ile aynı davada müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulan ve de ilgilisine tazminatı ödeyen davalının, kendi akdine (davacıya) rücu imkânı mevcuttur.
Bu durumda, mahkemece, davalının takas-mahsup savunmasının esastan incelenmesi gerekirken, müşterek-müteselsil sorumluluk ilkelerinden bahsedilerek, yazılı şekilde bu talebin REDDİNE karar verilmesi de isabetsiz olmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy