(2004 S. K. m. 67) (1163 S. K. m. 35)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.11.2000 tarih ve 2000/954-2000/1178 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatif üyesi olan davalının, dairesine ait ek emlak vergisinin 1. ve 2. taksitleri ile çalıştırılan personele ödenen kıdem tazminatı katkı bedeli olmak üzere toplam 53.600.000.- lirayı ödememesi üzerine başlattıkları takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı, kooperatif üyesi olmadığını, daireyi sahibinden satın aldıktan sonra belediye tarafından, önceki yıllara ait vergi borcuna ilişkin bir tahakkuk yapılmadığını, çalıştırılan personelin hizmetinden de yararlanmadığını, dolayısıyla satış tarihinden önceki borçlardan sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar doğrultusunda Maliye Bakanlığı'nın dosyada mevcut yazısına göre, ek emlak vergisinin 1999 yılı mükelleflerince ödenmesi gerektiği, davalının taşınmazı 08.12.1999 tarihinde satın aldığı, bu durumda bu tarihten önceki malikin, vergi ve işçi alacaklarından sorumlu olduğu gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalı, ferdi mülkiyete geçildikten sonra işletme kooperatifine dönüşen davacı kooperatifin, dava dışı ortağından daireyi satın alırken, ödenmemiş emlak ek vergi borcu ile çalıştırılan personele ödenen kıdem tazminatının ortağa düşen katkı bedeli ile yükümlü olarak satın almış kabul edilmelidir. Davalı, daireyi satın almakla, taşınmazın aynından kaynaklanan vergi borcunun ve ortağın yararlandığı hizmetlerden kaynaklanan katkı bedeli borcunun halefi olmuştur.
Dairemiz`in yerleşik uygulamasına göre, işletme kooperatifinin ortağı olsun veya olmasın, kooperatif hizmetlerinden yararlanan kişiler, hizmetin yapıldığı yerde oturmakta ve bu hizmetlerden açık ya da kapalı olarak yararlanmakta olduklarından, hizmetin karşılığı olan borçları ödemek zorundadırlar.
Davalı, satın aldığı tarihten sonra hizmetlerden yararlanmaya devam ettiğinden, satımdan sonra doğan borçları ödemek zorunda olduğu gibi, davacının talep ettiği satım öncesi hizmetlerden kaynaklanan borçları da ödemek durumundadır. Zira, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 35 nci maddesi uyarınca, yeni giren ortak, girişten önce doğan eski ortağın borçlarından diğer ortaklar gibi sorumludur. Davalı da eski ortağın kooperatife olan borçları ile birlikte daireyi satın alarak, işletme kooperatifinin hizmetlerinden yararlanmaya devam ettiğinden, yeni giren bir ortakmış gibi düşünülerek, satım öncesi eski ortağın yararlandığı hizmetlerden doğan katkı bedeli borcundan da sorumlu tutulmak gerekir. Bu durumda, taşınmazın emlak ek vergisini maliyeye, katlı bedelini de personele ödeyen davacı kooperatifin, ödediği miktarları, taşınmazı satın alan davalıdan talep etme hakkının bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bu borçları davacıya ödemek durumunda kalan davalının, daha sonra eski malike rücu etme hakkı da her zaman mevcuttur.
O halde; mahkemece, esasa girilerek, borcun miktarı tespit edilip, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle borcun muhatabının eski malik olduğu kabul edilerek, davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy