(6762 S. K. m. 56, 57) (556 S. KHK. m. 61, 62)
Dava: Taraflar arasında görülen davadan dolayı İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.07.2001 tarih ve 2001/568-105 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.02.2002 günde davacı avukatı Yurdakul Tuncer ile davalı avukatı İfakat Aydemir gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin tescilli ticaret unvanının münhasır sahibi olduğu gibi Klassis markası ve logosunun kendisine ait olduğunu, uzun yıllar verdikleri emek kaliteli hizmet ve büyük uğraşlar sonucu tüm yasal koruma haklarını elde ettiklerini, davalı şirketin müvekkilinin iç ve dış piyasada kazandığı şöhretten yararlanmak maksadıyla sadece bir harf değişikliği yaparak müvekkilinin markasını kullandığını ileri sürerek, davalının bu eyleminin haksız rekabet, ticaret unvanı ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tesbiti ve önlenmesini, maddi durumun ortadan kaldırılmasını 5 milyar TL. maddi ve 20 milyar TL. manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıdan önce markasını tescil ettirdiğini, markaların sınıflarının farklı olduğunu, yine davacının markasının tanınmış olarak kabulünden önce tescilli markası bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, her iki tarafın tescilli markaları bulunduğu, davacı markasının tanınmış olduğu sabit ise de davalının da kendi tescilli markasına dayanarak emtiasında kullandığı, öncelikle davalı markasının iptal ve hükümsüzlüğü dava konusu edilip bu konuda karar alındıktan sonra ancak haksız rekabetin oluşacağı ve bu aşamada davalının haksız rekabette bulunduğunun düşünülemeyeceği gerekçesiyle, sabit olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bent dışında kalan diğer tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin ticaret unvanına da, tecavüz edildiği iddiasında bulunmuştur.
Mahkemece, bu iddianın karar yerinde tartışılması ve bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmek gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 no'lu bentte yazılı nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 no'lu bentte yazılı nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 250.000.000 TL. vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 19.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy