(818 S.K. m. 113)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10/07/2002 tarih ve 2002/211-2002/123 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalının trafik sigortacısı bulunduğu aracın, müvekkilleri murisinin aracına çarparak hasarlanmasına ve ölüme neden olduğunu, 11.000.000.000.- TL ölüm tazminatı ile 1.000.000.000.- TL araç hasarının ödenmesine ilişkin ihtarın tebliğini takip eden 8 iş günü sonunda davalının temerrüde düştüğünü, dava tarihine adar 3.500.000.000.- TL temerrüt faizi tahakkuk ettiğini ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların dava açıldıktan bir gün sonra 24/05/2002 tarihinde müvekkilini faiz dahil ibra ettiklerini, dolayısıyla davanın konusu olan faiz alacağının da konusuz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar doğrultusunda, ibranın faizi de kapsadığı ve dava tarihinden sonra verildiği, dolayısıyla davanın konusunun kalmadığı, ibranamede herhangi bir çekince de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, temerrüt faizinin tahsiline ilişkindir.
Yargılama sırasında düzenlenen ibraname ile davacılar açıkça faize ilişkin olarak da davalıyı ibra etmiş iseler de, faize ilişkin haklarını saklı tutmalarına esasen gerek bulunmamaktadır. Zira temerrüt faizine ilişkin bu dava açılmakla, faize ilişkin hak evvelce saklı tutulmuş olmaktadır. Bu itibarla, davacıların ibranameyi imzalarken veya parayı tahsil ederken, faize ilişkin ihtirazı kayıt ileri sürmeleri gerektiğine dair mahkeme gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. BK' nun 113/2'nci maddesindeki "halin icabı" kavramı kapsamında kalan bu durum karşısında mahkemece, davanın esasına girilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamıştır.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve kapsamına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekili temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına 17.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy