(2577 S. K. m. 2, 12) (1163 S. K. m. 43)
Taraflar arasında görülen davada Çorum Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18/09/2001 tarih ve 1999/533-2001491 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil kooperatifin olağan genel kurul toplantısının 05/08/1999 tarihinde yapıldığını, davalı bakanlığın, bu genel kurulun kanun ve ana sözleşmenin emredici hükümlerine aykırı yapıldığı gerekçesiyle re'sen yeni bir genel kurul tarihi ve gündemi belirleyerek çağrı işlemlerine başladığını, davalı bakanlığın böyle bir yetkisi olmadığını ileri sürerek, davalı bakanlığın çağrısının Koop. K. ve ana sözleşme hükümlerine aykırılığının tespitini ve muarazanın giderilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Bakanlık temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, Koop. K. hükümleri uyarınca davalı bakanlığın genel kurul toplantısına çağırma yetkisinin bulunmadığı, davalı bakanlığın yaptığı işlemin Koop. K. ve ana sözleşmeye dayanmadığı, genel idari işlemler niteliğinde olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine, davacının görevli idari yargı mahkemelerinde dava açmakta muhtariyetine karar verilmiştir
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı idare işlemlerinin Koop. K. ve ana sözleşme hükümlerine aykırı olduğunun tespiti ve muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. Davalı idare, davacı kooperatifin 05/08/1999 tarihli genel kurulun Koop. Kanunu ve ana sözleşmenin emredici hükümlerine uygun yapılmaması sebebiyle, bu genel kurul yerine re'sen yeni bir olağan üstü genel kurul toplantısı yapılması için gerekli işlemlere girişilmiştir. Davacı Ç.... Pancar Ekicileri Kooperatifi hakkında 1163 sayılı kooperatifler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ve bu kooperatifin özel hukuk hükümlerine tabi bulunduğu kuşkusuzdur. Ana sözleşmenin 88. maddesindeki 1163 sayılı Yasaya ve TTK. Hükümlerine yapılan atıf dahi bunu doğrulamaktadır. Davalı idarenin yukarıda belirtilen işlemleri yapma yetkisinin bulunup bulunmadığı ve bu işlemlerin yasal dayanağının olup olmadığı da yine 1163 sayılı Yasa hükümlerine göre belirlenecektir. Bu itibarla, olayda hukuk kuralları ile 1163 sayılı kooperatifler Kanununun uygulanması bahis konusu olup, bu kanunlardan doğan uyuşmazlıkların çözümü de, adli mahkemelere aittir. Bu durum karşısında mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı kooperatif yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/03/2003 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davalı T.... ve K.... İşleri Bakanlığı' nın davacı Kooperatifi olağan üstü genel kurulun toplanması için yaptığı çağrı işleminin kanun ve ana sözleşmeye aykırılığının tespiti ve bu aykırılığın giderilmesi istemine ilişkindir.
2557 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2 ve 12 nci maddeleri hükümlerine göre, ilgililerinin haklarını ihlal eden idari işlem dolayısı açılacak iptal davalarının yargı yerinin, idari yargı olduğu açık bir şekilde hükme bağlanmış bulunmaktadır
Nitekim, dava konusu olayda da Kooperatifler Kanunu hükümlerinin verdiği yetkiye dayanılarak, idarenin kooperatifi olağanüstü genel kurula çağırdığı anlaşılmaktadır. İdareye böyle bir yetkinin Kooperatifler Kanunu' nda tanınmış olması yapılan tasarrufun bir idari işlem olmadığını göstermez. Davada da yukarıda da değinildiği üzere kooperatif genel kurul kararının iptali istenmeyip, sadece bir idari tasarruf olan çağrı işleminin iptali istendiğine göre, idare aleyhine açılan iş bu davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi zorunludur.
Adli yargının görevi, bu çağrı üzerine gerçekleştirilecek genel kurul kararlarının iptali için açılacak davada başlayacaktır. O halde, mahkemece, sadece Bakanlık çağrı işleminin iptaline ilişkin iş bu davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğine ilişkin kararı doğru bulunmaktadır. Esasen, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden de dava konusu işlemin iptali için idari yargı yoluna başvurulduğu da anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın onanması düşüncesinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy