(818 S. K. m. 49) (2004 S. K. m. 259) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.05.2002 tarih ve 2001/234 - 2002/310 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin münfesih acentası olan davalının aldırdığı ihtiyati haciz kararının haksızlığının mahkeme ilamı ile sonradan anlaşıldığını, bu haczin kaldırılması için icraya sunulan teminat mektubunun geri alındığı tarihe kadar bankaya 1.243.620.000.- lira komisyon ve masraf ödendiğini, müvekkilinin ticari itibarının banka ve iş çevresinde zedelendiğini, İİK.nun 259 uncu maddesi gereğince, maddi ve manevi zararın giderilmesi gerektiğini ileri sürerek, toplam 11.243.620.000.-lira maddi ve manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiş, karşı dava açarak, müvekkili aleyhine hükmün temyizi sonucuna kadar takibin ertelenmesi için müvekkilince ibraz edilen teminat mektubunun karşı tarafça paraya çevrilmediğini, temyizin müvekkili lehine sonuçlanması üzerine müvekkiline paranın faiziyle iade edildiğini, ancak müvekkilince bankaya 94.000.000.- lira komisyon ve masraf ödendiğini, haksız olarak alıkonulan paranın iade edilen faizinin zararı karşılamadığını, ayrıca müvekkilinin ticari itibarının da zedelendiğini ileri sürerek, toplam 2.094.000.000.- lira maddi, 10.000.000.000.- lira manevi tazminatın temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, karşı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, asıl davanın maddi tazminat yönünden kabulüne, kişilik haklarına tecavüz olmadığından manevi tazminat isteminin reddine, karşı davacının harcamalarını karşı taraftan tahsil ettiğinden zararının bulunmadığı gerekçesiyle, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri her iki dava yönüyle temyiz etmiştir.
Asıl dava, sigorta şirketi, karşı dava, acente tarafından açılan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Sigorta şirketinin açtığı asıl davanın, maddi tazminat yönünden kabulüne, manevi tazminat yönünden reddine, acentenin açtığı karşı davanın, maddi ve manevi tazminat yönünden reddine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davalı-karşı davada davacı acente vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Acente vekilinin, asıl ve karşı davada manevi tazminat isteminin tamamen reddine ilişkin hükümlere vekalet ücreti yönünden yaptığı temyizin incelenmesine gelince; Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümleri'nin 11/son madde hükmü uyarınca, manevi tazminat davalarının tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu hükmedilmesi gerekmektedir.
Oysa, mahkemece manevi tazminata ilişkin hükümleri yönünden nisbi vekalet ücreti hükmedilmiş olup, asıl davada davalı acente lehine hükmedilen vekalet ücretinin az, karşı davada davacı acente aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin ise fazla miktarda belirlenip, hükmedilmesi doğru olmamıştır.
3- Asıl davada sigorta şirketi vekilinin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesine gelince; İİK.nun 259 uncu maddesine dayalı asıl davanın maddi tazminat istemi yönüyle kabulü suretiyle, davalı acentenin uygulattığı ihtiyati haczin haksızlığının, dolayısıyla acente eylemin hukuka aykırılık unsurunun belirlenmiş bulunmasına, davacı sigorta şirketinin ticari itibarının bir miktar zedelendiğinin, karşılıklı güven ve itibara dayanan ticari hayat koşulları içinde kabulü gerekmesine, BK.nun 49 uncu maddesinde ağır kusura yer verilmemesine göre, davacı sigorta şirketi lehine uygun ve ılımlı miktarda manevi tazminata da hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile bu kalem istemin reddine karar verilmesi de keza doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, asıl davada davalı-karşı davada davacı acente vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, aynı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve karşı davada manevi tazminatın reddine ilişkin hükümlerin vekalet ücreti yönünden davalı-karşı davacı acente yararına BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenle, asıl davada davacı sigorta vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davada manevi tazminat isteminin reddine ilişkin verilen hükmün davacı sigorta şirketi yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 07.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy