(818 S. K. m. 41) (6762 S. K. m. 119) (3226 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Alanya Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.07.2002 tarih ve 2000 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Halk Finansal Kiralama A.Ş.'nden kiraladığı lastik tekerlekli yükleyiciyi, makine kırılmaları rizikolarına karşı davalılardan acenta aracılığı ile diğer davalı sigorta şirketine 19.08.1999 günü sigorta ettirdiğini, kiralayan bu A.Ş.'nin sigortalı olarak poliçede yer aldığını ancak, primlerin müvekkilince ödendiğini, aracın 12.09.1999 günü arızalanması üzere teknik servisçe belirlenen parça ve tamir bedelinin davalılardan sigortaca ödenmediğini, oysa rizikonun teminat kapsamında kaldığını ileri sürerek, şimdilik 6.735.000.000 lira fatura bedelinin temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Dava sigorta vekili, poliçede, sigortalı olarak dava dışı kiralayan A.Ş. nin yer aldığını, davacının poliçenin tarafı olmaması nedeniyle dava açamayacağını, primlerin davacı tarafça ödenmesinin ona dava açma hakkı vermeyeceğini, hasarların normal kullanma ve aşınmadan meydana geldiğini, bunun genel şartların 3/4 maddesi uyarınca teminat dışı kaldığını, poliçenin düzenlemesinden itibaren 20 gün içinde bu hasarların bu seviyeye gelmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla poliçeden önce rizikonun gerçekleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, acente olan müvekkiline, sigortacının da bulunduğu aynı davada husumet düşmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, poliçeden aracın davacıya kiralandığının anlaşıldığı, dolayısıyla davacının tazminat isteme hakkının bulunduğunu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan sigorta vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışından kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, Makine Kırılması Sigorta Poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı değil de, dava dışı Halk Finansal Kiralama A.Ş. poliçede sigortalı olarak yer almış ise de, sigorta edilen finansal kiralama konusu yükleyicinin riziko adresinde kiracı (davacı) tarafından kullanılacağı açıklamasına poliçede yer verilmiş olup primleri de davacı yatırmıştır. Bu durumda, poliçenin davacı menfaatine de düzenlendiğinin kabulü gerekir. Ancak; yargılamanın devamı için dava dışı kiralayan şirketin, sigorta tazminatının davacıya ödenmesine açık muvafakatinin bulunması gereği gözetilmelidir.
Bu durumda, davacı tarafa, muvafakatname ibrazı için olanak tanınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan, davaya devam olunması doğru olmamış, hükmün davalılardan sigorta yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyizine gelince; poliçe genel şartlarının 14 üncü maddesinde, tazminat miktarının tesbitine ilişkin bazı esaslara yer verilmiş olup, hükme esas bilirkişi raporunda bu esaslara göre inceleme hesaplama yapılmamıştır. Sigorta hukuku dalında uzman bir bilirkişinin de içinde bulunduğu bilirkişi kurulundan, bu esasları da irdeleyen ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınması, sonucuna göre tazminat miktarının tesbiti gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün davacı yararına kabul şekli bakımdan bozulması gerekmiştir.
4- Davalılardan Meskol Sigorta Ltd. Şti. vekilinin temyizine gelince; bu davalı, diğer davalı sigorta şirketinin acentesi olup, müvekkili sigorta şirketinin davalı olarak yer aldığı bu davada mümeyyiz davalı acenteye husumet düşmeyeceği gözetilerek, TTK. nun 119 uncu maddesi uyarınca davanın, davalı acente bakımından husumet yönünden reddi gerekirken, bu davalının da sorumluluğuna hükmedilmesi keza isabetli görülmemiş olup, hükmün bu davalı yararına da bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davalılarda sigorta vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, bu davalı sigorta vekilinin; 3 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin; 4 nolu bentte açıklanan nedenle davalılardan Meskol Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün tüm bu taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 07.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy