(551 S. K.H.K. m. 161, 165) (1086 S. K. m. 193)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25.12.2001 tarih ve 2001/1234-2001/358 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinin faaliyette bulunduğu çimento ve maden sektöründe kullanılan çelik döküm, makine ekipmanları imalatı, satış ve montajı ile ilgili tek zincirli elevatörü faydalı model belgesi aldığını, oysa bu modelin yenilik unsuru taşımadığını ileri sürerek, davalıya ait faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, belgenin yenilik özelliği taşıdığını, 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 161 nci maddesine göre itirazda bulunmayan davacının aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 165/3 ncü maddesi uyarınca dava hakkının bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davalıya ait faydalı model belgesinin yenilik unsuru taşımayan ürüne ilişkin olduğu, davalının itirazda bulunmamasının dava açma hakkını ortadan kaldıramayacağı, aksi takdirde yenilik taşımayan üründen dolayı faydalı model belgesi alan davalının kötü niyetinin korunmuş olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalıya ait TR 199700/484 nolu faydalı model belgesinin hükümsüzlüğünün tespitine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine, karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2000/8883 esas- 2001/403 karar sayılı ilamıyla ilamda yazılı gerekçelerle bozulmuştur. Mahkemece, bozma sonrası görevsizlik kararı verilerek dosya kendisine gelen İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma ilamındaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Davanın açıldığı İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesinin bozma sonrası nihai kararı ile dava dosyasının (kararı temyiz edilen) İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Ne var ki, bu karar tebliğe çıkarılmamış, dolayısıyla kesinleştirilmemiş, taraflardan birinin başvurusu beklenilmemiş, dosya bir müzekkere ile kararı müteakip mahkemece kendiliğinden gönderilmiş, bir başka anlatımla dosya, HUMK. nun 193. maddesine uygun şekilde (kararı temyiz edilen) mahkemeye gelmemiştir.
Oysa dosyayı gönderen Ticaret Mahkemesi ile dosyanın gönderildiği Fikri ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesi arasındaki ilişki, görev ilişkisi olup, belirtilen yasa maddesi hükmündeki usulün uygulanması gerekmektedir.
Bu durumda, dava dosyası usulüne uygun surette kendisine intikal ettirilmeyen mahkemece, esas kaydına bu yönde meşruhat verilip kapatılarak, dosyanın görevsizlik kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmek gerekirken, taraflardan birinin usulüne uygun bir başvurusu olmadan, davaya bakılarak, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2003 tarihinde oybirliği İle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy