(556 S. KHK m. 8/III, 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 6.Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 17.07.2002 tarih ve 2002/268-2002/415 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.04.2003 günde davacı avukatı Müfit Yararbaş ile davalılardan Bim Birleşik Mağazalar A.Ş. avukatı Ünal Canbaz ve davalılardan Ak Gıda San. ve Tic.A.Ş. avukatı Teoman Seyithanoğlu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, değişik sektörlerde faaliyette bulunan müvekkilinin gıda sektöründe de "PINAR" markası ile tanınır ve bilinir hale geldiğini, bu markanın halen tanınmış marka statüsünde himaye gördüğünü, "PINAR BEYAZ sürülebilir Krem Peynir" ve "PINAR LABNE" markalarının peynir emtiasında kullanılmak üzere marka olarak tescil ettirildiğini, davacı markasının tanınmışlığından yaralanmak isteyen davalıların "BEYAZ" ve "LABNE" sözcüklerini marka olarak aynı ürünlerde kullanıp pazarladıklarını, aynı şekilde ürün ambalajında da, renk, dizayn, ebat yönünden iltibasa neden olacak benzerlik yaratıldığını, bu hususun marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet olduğunu ileri sürerek, marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine, davalıların "Kerem Labne" ve "Kerem Beyaz" markalı ürünlerindeki "Labne" ve "Beyaz" ibarelerinin silinmesine, ürünlerin toplatılıp imhasına, 5 milyar lira manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Bim Birleşik Mağazalar A.Ş. vekili cevabında, davacının markasını tescil ettiği şekilde kullanmadığını, davacının markasındaki asli unsurun "PINAR" olup, renk, vasıf, cins bildiren diğer sözcüklerin tek başına marka olarak tescil edilemeyeceğini ve korunamayacağını, ambalaj tasarımının davacıya ait olmadığını, ambalajların yazılış, dizayn, renk yönlerinden farklı olduğunu, manevi tazminat koşullarının da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Ak Gıda San.ve Tic.A.Ş. vekili de cevabında, emtianın çeşidini ve vasfını bildiren "BEYAZ" ve "LABNE" ibarelerinin bir markanın unsuru olarak tescil ettirilseler bile, inhisarî hak yaratmayacağını, davacının "PINAR" markası ile benzerlik bulunmadığı gibi, ambalaj ve dizayn, renk yönlerinden de bir benzerlik bulunmadığı, manevi tazminat talebinin yersiz ve fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda,davacı vekili bozma kararına uyulduktan sonra verdiği 15.07.2002 tarihli dilekçesinde Ortadoğu ülkelerinde bilinen yoğurtlu peynir cinsini ifade eden sözcüğün "Labne" değil "Lebeneh"olduğunu ve bu hususun Suudi Arabistan resmi makamlarından sorulmasını talep etmiş ise de, Yargıtay bozma kararına uyulmuş olup, bu aşamadan sonra Yargıtay kararında belirtilenin aksine karar verilmesi usulen mümkün bulunmadığından davacının bu isteminin reddedildiği, bu durumda davacının "Pınar Labne" markasındaki "Labne" sözcüğünün davacının inhisarında olmayacağı göz önüne alınarak davalıların iltibas teşkil eder şekildeki kullanımlarının önlenmesi gerektiği gerekçesiyle, davacının tescilli "Pınar Beyaz" markasına davalıların "Kerem Beyaz" markasının haksız rekabet teşkil etmesi nedeniyle davalıların haksız rekabetinin önlenmesine, davacının tescilli "Pınar Labne" markasına davalıların üreterek satışa sundukları "Kerem Labne" markasının ilk bakışta iltibasa meydan verecek benzerlikteki yazı şekli ve renkte kullanıldığı anlaşıldığından ve davalıların bu şekildeki kullanımları haksız rekabet oluşturduğundan davalıların bu sözcüğü iltibas yaratacak şekildeki kullanımlarının men'ine, her iki üründeki ambalaj, kapak ve etiketlerin toplatılmasına ve imhasına, ( 2.500.000.000 ) TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte her bir taraftan alınarak yek diğerine verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından davalılardan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde aşağıda yazılı harcın temyiz eden davacıya iadesine, 01.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy