(6762 S. K. m. 1281, 1282, 1292)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şişli Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 3.10.2001 tarih ve 2001/49 - 2001/956 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın, davalıya kasko sigortası ile sigortalı olduğunu, aracın uğradığı kaza sonucu hasarlandığını, rizikonun davalıya ihbar edilmesine rağmen sigorta bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 1.468.145.125.-TL.nın olay tarihinden itibaren temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aracın 10.10.1998 tarihinde de kaza yaptığının tespit edildiğini, poliçe tarihi ile kaza tarihinin yakın olması nedeniyle, kazanın haksız sigorta bedelinin alınması amacına yönelik bir senaryo olduğunun anlaşıldığını, olayın poliçeden önce meydana gelmesi nedeniyle hasarın teminat dışı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davacının olayda tam kusurlu olması, olayın meydana gelişi ile ilgili bulguların çelişik ve yetersiz oluşu nedeniyle, olayın davacının belirttiği gibi meydana gelmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacıya ait aracın 27.01.1999 - 2000 dönemi için davalı sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigorta yaptırıldığı ve davalı şirkete kasko sigortalı araçtaki hasarın (rizikonun) poliçe yürürlük süresi içerisinde 05.02.1999 tarihinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen A/1 maddesine göre, gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK.nun 1282 nci maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasa'nın 1281 nci maddesi hükmüne göre kural olarak, rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın 1.5 nci maddesi ve TTK.nun 1292/3 ncü maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, rizikonun 5.2.1999 tarihinde sigorta poliçesinin yürürlükte olduğu sırada meydana geldiği, aksi kanıtlanmayan 5.2.1999 tarihli "Trafik Kaza tespit Tutanağı" uzman bilirkişinin raporu ve dosyadaki diğer delillerle sabit olduğu gibi, davacı sigortalının kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak rizikonun gerçekleşme şeklini bildirdiği sabit olmamıştır. Bu durum karşısında riziko'nun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti sigortacıda bulunmaktadır. İspat külfeti somut olayda davalı sigortacıda olmakla, sigortacı rizikonun ihbar edilen yerden farklı şekilde oluştuğunu, aracın sigorta teminat dışında ve başka yerde hasarlanıp olay yerine getirildiğini soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. Oysa, davalı sigorta şirketi cevap dilekçesindeki savunmalardan başka delil getirememiştir. Bu itibarla mahkemece, davanın kabulüne karar vermek gerekirken, bilirkişi raporundaki hiçbir gerekçeye dayanmayan soyut mütalaaya dayanılarak, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy