(2918 S. K. m. 3, 20) (3065 S. K. m. 24, 25)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.06.2002 tarih ve 2000/660-2002/379 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki ve sürücüsü bulunduğu aracın çarpması sonucu müvekkil şirkete kasko sigortalı aracın uğradığı 1.060.200.000 TL. hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Veli K, olay tarihinden önce aracını dava dışı S. E.'a sattığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Yener T., duruşmalara katılmamış ve savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı Veli K.'nın KTK. nun 3. maddesi uyarınca araç işletmesini devretmiş sayılacağından sorumluluğun bulunmadığı, davalı sürücünün 8/8 oranında kusurlu bulunduğu, talep edilecek tazminat miktarının 964.974.126 TL. olduğu gerekçesiyle, davalı Veli K. hakkındaki davanın reddine, anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte diğer davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rucüen tahsili istemine ilişkindir. KTK. nun 20.maddesi uyarınca araç üzerindeki mülkiyet, noterlikçe düzenlenecek satış sözleşmesi ve araç üzerindeki zilyetliğin devri ile başkalarına geçebilir. Keyfiyetin trafik siciline aksettirilmesi ise araç sahipliğinin değişmesi için zorunlu bir koşul olmayıp, araç sahipliğine karine teşkil eder. KTK. nun 3. maddesindeki işleten tanımından, bunun dışında bir sonuç çıkarmak mümkün değildir. Somut olayda ise 16.4.1997 tarihli adi satış sözleşmesi ile araç üzerindeki mülkiyet, alıcı S. Ertok'a geçmediğini gibi, bu kez 2.7.1999 tarihli ve noterce tanzim edilmiş satış sözleşmesi ile, davalı Veli K. tarafından aynı aracın S. Günay'a satılması nedeniyle, davalı tarafından KTK. nun 3. maddesinde belirtilen şekilde başka bir kişinin, aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufta bulunduğu dahi ispat edilememiştir. Bu durum karşısında mahkemece, hükümsüz satışa itibar eden bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca, servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler matraha dahildir. Yine 25.maddesinde matraha dahil olmayan unsurlar sayılırken, işçilik giderlerine değinilmemiştir. Davacı tarafından işçilik giderlerine de %15 oranında KDV ödendiği fatura ile sabit olduğuna göre, mahkemece hasar bedeli tespit edilirken, işçilik giderlerine de KDV uygulanmaması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerdi açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı sigorta şirketi yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy