(6762 S. K. m. 36, 381, 538/son, 549/2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kocaeli Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.09.2000 tarih ve 1998/219-2000/458 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, merkezi Gölcük'te olan ve davalılardan Hasan, dava dışı Menan ve müvekkilinden oluşan üç ortaklı Gök-Yapı Ltd. Şti.'nin yaptığı toplantılara müvekkilinin çağrılmadığını, tasfiye kararında buna rağmen müvekkilinin sahte imzasının bulunduğunu, daha sonra oy çokluğu ile fesih karar alınarak sicilden terkin edildiğini, bu hususların İzmit Ticaret Odası'nın müvekkiline verdiği cevap üzerine öğrenilerek bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, toplantıların TTK. nun 538/son madde hükmüne aykırı olduğunu ileri sürerek, sicilden terkin işleminin iptali ile şirketin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hasan vekili ile diğer davalı sicil memurluğu, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar doğrultusunda, davacının sicile başvurup red cevabı aldıktan sonra dava açması gerekirken, doğrudan dava açtığından, davanın öncelikle bu nedenle reddi gerektiği, sicile başvurup dava açtığı kabul edilse dahi TTK. nun 549/2. maddesinde aranan 3/4 çoğunluktan fazla nisapla fesih kararı alındığı, davacının ortağının katılmamasının sonucu etkilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- İddianın ileri sürülüş biçimine göre davanın, esas itibariyle davacı ve davalılardan Hasan'ın bir kısım ortaklarından olduğu Gök-Yapı Ltd. Şti.nin ortaklar kurulunun bazı kararlarının, TTK.nun 538/son maddesi nedeniyle yoklukla sakat olduğu iddiasına dayalı olarak, TTK.nun 381. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir iptal davası olduğu anlaşılmakta olup, Mahkemece, davanın TTK.nun 36. maddesine dayalı bir dava olarak nitelendirilmesi doğru olmamıştır.
Bu dava, bu haliyle süreye tabi olmayıp, mahkemece, şirketin merkezinin bulunduğu yer olan Gölcük itibariyle, bu yer Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kesin yetkili olduğu gözetilerek, re'sen yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Kaldı ki, üç ortaklı şirketin üçüncü ortağının da bu davada hasım gösterilmesi gerektiğinin de gözden kaçırılması da keza doğru bulunmamıştır.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy