(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 31.10.2001 tarih ve 2001/549-1316 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatif üyesi olup, aidat borçlarını ödememesi nedeniyle yapılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kat mülkiyetinin kurulmuş olması nedeniyle kooperatifin fiilen sona erdiğini, dava açmaya hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki delillere göre, davacı kooperatifin dava tarihi itibariyle ferdi mülkiyete geçtiği, tapuların üyeler adına tescil edildiği, kooperatifin gayesinin tahakkuk etmiş olması nedeniyle husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temsilcileri temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif aidat borcundan doğan itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece ferdi mülkiyete geçilmiş olduğu, kooperatifin gayesinin gerçekleştiği, bu nedenle dava ve husumet ehliyetinin sona erdiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı kooperatifin dosya arasındaki belgelere göre tasfiye halinde olduğu anlaşılmaktadır. Kooperatifin tasfiye halinde olması tüzel kişiliğini yitirdiği anlamına gelmez. Bir kooperatifin sicilden silinmesi halinde, ancak tüzel kişiliğini kaybettiğinin kabulü gerekir. O halde henüz ticaret sicilinden silinmemiş olan davacı kooperatifin salt ferdi mülkiyete geçmiş olması dağılmış sayılmasına yeterli olmayıp ayrıca ana sözleşmede belirtilen işlerinde tamamlanması gerekir. Davacı kooperatifin son genel kurulunda yapılacak işlerin bulunduğu ve aidat toplanmasına karar verilmiş olmakla, henüz fiilen tasfiyesi gerçekleşmeyen kooperatifin aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy