(1163 S. K. m. 23, 16, 27)
Taraflar arasında görülen davada Çorum Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.07.2001 tarih ve 1998/355-2001/357 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatiften peşin ödeme suretiyle satın aldığı dükkan nedeniyle üye yapıldığını, ancak dükkan bedelinden borcu kaldığından bahisle ihtarlar keşide edilip, sonuçta yönetimce ihracına karar verildiğini, 23.08.1998 tarihli genel kurulda da bu kararın onaylandığını ileri sürerek, iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddia ettiği satıma ilişkin sözleşme bulunmadığını, ödediği miktarın da yetersiz olduğunu, ihtarnamelerin hukuka uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava dışı bir üyeye genel kurul kararı almadan yönetimce yapılan satış emsal kabul edilerek davacının yatırdığı ile kıyaslandığında davacının borcunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davacının davalı kooperatif üyeliğinden ihracına ilişkin alınan genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Davacının, sabit ve peşin aidat ödeyerek, yönetim kurulu kararı ile ortaklığa alındığı ve kendisine dükkan tahsis edildiği mahkemece belirlenmiş olup, bunun dışında uyuşmazlık, bu aidatın üyeliğe alınırken eksik ödenip ödenmediği, dolayısıyla bu bedelden eksik kalan miktarların ödenmesine ilişkin ihtarnamelere uyulmadığından bahisle alınan ihraç kararının bu yönden hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dairemiz'in uygulamasına göre, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. madde hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumda olduklarından, yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği taktirde, bu hususu, genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunmak zorundadır. Bu nedenle, sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle ortaklığa alınmadaki bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın, (devam eden inşaatların finansmanına katılımı için) üyelik aidat yükümlülüğü devam eder. Açıklanan usule uyulmuşsa, ortaklığa alınmadaki bu farklılık, ortaklığa alındıktan sonra üyelik aidatı istenmesini mümkün kılmaz ise de, kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden ortağın sorumluluğuna engel değildir. (Dairemiz'in emsal nitelikteki 16.4.1995 gün ve 2568-2729 sayılı ve 11.5.2000 tarih ve 3437-4066 sayılı,14.1.2002 gün ve 2001/7849-2002/54 sayılı, 25.3.2002 tarih ve2001/10445-2002/2622 sayılı ilamları bu yöndedir.)
Somut olayda,davacının üyeliğe alınış şeklini onaylayan bir genel kurul kararı bulunup bulunmadığı üzerinde durulmamıştır. 1993 tarihli genel kurulda,bu tür üyelikler için m2 başına 800 DM alınmasına ilişkin karar alındığı,buna göre davacının eksik ödeme yaptığının yeni yönetimce anlaşılması üzerine ihraç kararına dayanak ihtarnamelerin keşide edildiği savunması üzerinde de yeterince durulmamış, bu genel kurul kararının baz alınması yerine, genel kurul kararı olmadan yönetim kurulu kararıyla bu şekilde üyeliğe alınan diğer bir üyenin yaptığı ödeme miktarı baz alınarak, davacının ödediği miktarın fazla bile olduğu yönünde görüş bildiren bilirkişi raporuna itibar edilerek, ihtarnamelerdeki miktarların gerçek borç miktarının yansıtmadığı sonucuna varılması da doğru olmamıştır.
Bu durumda, ihtarnamelerde istenilen borcun gerçek borcu yansıtıp yansıtmadığı bu açıklamalar ışığında gerektiğinde başka bir bilirkişiden yeni bir rapor alınarak, açıklığa kavuşturulmak gerekirken,eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi,bozmayı gerektirmiştir.
3-Mahkemece, ihtarnamelerin temerrüt noktasında usulüne uygun olup olmadığının, dolayısıyla davacının 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 16. ve 27. maddelerine uygun olarak temerrüde düşürülüp düşürülmediğinin tartışmasız bırakılması da hükmün kabul şekli bakımından da keza doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy