(1163 S. K. m. 16/3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Söke Asliye 1.Hukuk Mahkemesince verilen 13.11.2001 tarih ve 1999/1095-2001/1081 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra, dava HUMK.nun 3494 sayılı kanunla değişik 348/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatif üyesi olan müvekkilinin ana sözleşmeye ve yasaya aykırı olarak ihraç edildiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın yasal süre geçtikten sonra açıldığını, kaldı ki, ihtarnamelerin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın süre ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın süresinde açılmadığı, davalının iyi niyetli yaklaşımlarına rağmen davacının gerekli ödemeleri zamanında yapmadığı, davanın öncelikle süre, sonra esas yönünden reddi gerektiği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacının davalı kooperatif üyeliğinden ihraca ilişkin genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın hem süre hem de esas yönünden reddine karar verilmiş olup, bu şekilde terditli gerekçelere yer verilmesi doğru görülmemiş, hükmün öncelikle bu yönden bozulması gerekmiştir.
2-Öte yandan, mahkemenin yönetim kurulu kararına karşı 3 aylık dava açma süresinin geçirildiğine ilişkin ilk gerekçesi de doğru değildir.
Genel Kurula yapılan itiraz üzerine verilen süre atıfet mehili olup, bu süre içinde borcun ödenmemesi halinde yönetim kurulunun aldığı ihraç kararı geçerliliğini korur. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 16/3.maddesine göre, yönetim kurulunun çıkarma kararına karşı Genel Kurula itiraz edilmiş ise, artık yönetim kurulunun çıkarma kararına karşı iptal davası açılamaz.Ancak Genel Kurulun verdiği karara karşı tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde dava açılmalıdır. Zira, Yasanın aynı maddesinde, itiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır. Genel Kurul kararlarına karşı Yasanın 53.maddesindeki bir aylık dava açma süresinin tek istisnası, üyelik ihraç kararlarına karşı açılacak davalardır ve süre üç aydır. Somut olayda, genel kurulun verdiği süreye uyulmadığından bahisle genel kurulca ihraca ilişkin yönetim kurulu yazısı, davacının kooperatife bildirdiği adrese tebliğe çıkarılmış ve tebligat birlikte mukim eniştesi Atilla Baytoka 20.8.1999 tarihinde tebliğ edilmiş olup, dava; 24.11.1999 günü açılmıştır. Davacı vekili itirazında, bu tebligatın usulsüz olduğunu savunduğu halde, mahkemece bu yön üzerinde hiç durulmamıştır. Gerçekten de yönetim kurulunun tebliğe çıkardığı ilk ihtarname aynı adrese gönderilmiş, işyerinde çalışan işçisi Zafer Tokgöze tebliğ edilmiştir. Tebliğ adresinin ev veya işyerinden hangisi olduğu noktasında tereddüt ortaya çıkmıştır. Tebligatların usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin tespiti bakımından bu adresin yasada belirtilen yerlerden hangisi olduğu üzerinde durulması, sonucuna göre davanın süresinde açılıp açılmadığı aydınlığa kavuşturulmalıdır. Hükmün, kabul şekli bakımından bu yönden de bozulması gerekmiştir.
3-Davanın esas yönünden reddine ilişkin gerekçenin irdelenmesine gelince; bu gerekçe dahi eksik incelemeye dayalıdır. Yönetim kurulu yazısında belirtilen, ihraca ilişkin Genel Kurul toplantı tutanağı dosya içerisinde bulunmamakta olup, celbedilerek süre verilip verilmediği, verilmiş ise davacıya tebliğ edilip edilmediği araştırılmalıdır. Süre verilmiş ve tebliğ edilmiş ve de davacının bu süreye uymamış olduğu sonucuna varılması halinde dahi, yönetim kurulunun ihraç kararına dayanak yapılan ihtarnamelerin temerrüt noktasında 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 16. ve 27.madde hükümlerine uygun olup olmadıklarının irdelenmesi gerekmektedir. Davacının ibraz ettiği ödeme makbuzları da dikkate alınarak, gerçek borç miktarının ihtarnamelerde gösterilip gösterilmediğine bakılması, ikinci ihtarnamenin tebliğine rastlanmadığını bildiren bilirkişinin raporu dikkate alınarak, tebliğ belgesinin bulunup bulunmadığının araştırılması, ana sözleşmenin celbedilerek, borçların 30 gün geçtiği halde ödenmemesi üzerine ihtarname keşidelerine ilişkin bir hüküm bulunup bulunmadığının incelenmesi tüm bu hususlara ilişkin davacı vekilinin rapora itirazında geçen noktalar üzerinde durularak, bu yönlerin tespitinden sonra, davacının hukuki durumunun karara bağlanması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak davanın esas bakımından yazılı gerekçe ile reddi hükmün kabul şekli yönünden de keza doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.6.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy