(1163 S. K. m. 13, 36)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kemer (Antalya) Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.11.2001 tarih ve 2000/173-2001/177 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davalının kooperatife aidat borcu bulunduğunu borçlu aleyhine girişilen icra takibine kooperatif üyeliğinden ayrıldığını ileri sürerek itirazda bulunduğunu, ancak tarafların Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü'ne yapılan başvuruda davalının üyeliğinin devam ettiğinin bildirildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 24.11.1997 tarihli ihtarname ile kooperatiften çıktığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının çıkma isteminin kooperatife ulaştığı yılın sonu olan 31.12.1997 de çıkmanın gerçekleştiği, ancak sorumluluğun anasözleşme gereğince 2 yıl boyunca devam ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatiften çıkan ortağın çıkmadan sonra oluşan, borçlarına dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalının 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 13. maddesine uygun olarak 24.11.1997 tarihinde kooperatiften çıktığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık aynı yasanın 36 ve anasözleşmenin 20. maddesinde öngörülen sürede oluşan borçlardan sorumluluğu olup olmadığı noktasındadır. Anılan yasa ve anasözleşme hükümleri kooperatifin iflası halinde kooperatiften çıkmadan önceki borçlarla ilgili olup, çıkmadan sonra ortaya çıkan borçlar ile ilgili olarak çıkan ortağın herhangi bir sorumluluğu yoktur. Davalıdan istenen borçlar, çıkmadan sonraki döneme ilişkin olup, ortak olmayan davalıyı bağlayıcı değildir. O halde, davanın reddedilmesi gerekir iken, kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy