(1475 S. K. m. 1/son, 14) (6762 S. K. m. 20/2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.10.2001 tarih ve 2001/623 - 2001/878 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin 15.06.1994 tarihinden itibaren yenilenen belirli süreli sözleşmelerle, davalının "açma-kapama, abonesiz su kullananların takibi ve idarenin gerekli gördüğü diğer işlerini" aralıksız olarak 31.01.2000 tarihine kadar yaptığını, asıl işveren olan davalının ödemesi gereken kıdem tazminatlarının, işçilerinin yoğun baskısı nedeniyle müvekkilince ödendiğini ileri sürerek, toplam 46.439.091.000.-TL.nın belirtilen muhtelif ödeme tarihlerinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin 33 ncü maddesinde davacıya ödenecek kalemlerin tek tek sayıldığını, gerek davacının teklifinde, gerekse sözleşmede kıdem tazminatının davalı tarafından ödeneceğine dair hüküm olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 1475 sayılı Yasa'nın 1/son maddesine göre, belirli bir işin bir bölümünde veya eklentilerinde iş alan ve işçilerini münhasıran o işyerinde ve eklentilerinde çalıştıran diğer işverenin kendi işçilerine karşı o işyeri ile ilgili İş Kanunu'ndan doğan ve hizmet akdinden doğan yüklemlerinden asıl işverenin de birlikte sorumlu olacağı, davalı ASKİ'nin asıl işveren olduğu, 112 işçinin asıl olarak ASKİ'nin işlerini yürüttüğü, ücret vs. ödemelerinin ASKİ tarafından yapıldığı, bu işçilerin hizmet akdinin davacı ile davalı ASKİ arasındaki sözleşmenin feshi ile sona erdiği, davacının işçilere ödediği kıdem tazminatından asıl işveren olan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, taşeron tarafından işçilere ödenen kıdem tazminatının asıl işverenden rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Davacı ile davalı arasında zincirleme şeklinde akdedilen ve 15.06.1994-31.01.2000 dönemini kapsayan "Açma Kapama Hizmet Kiralama" sözleşmesi bulunduğu tartışmasızdır. Davacı, sözleşme gereği çalıştırılan ve sözleşmenin yenilenmemesi nedeniyle işine son verilen işçilere ödediği kıdem tazminatını, asıl işveren olan davalıdan tahsilini istemiştir.
1475 sayılı İş Kanunu'nun 1/son maddesine göre, "Bir işverenden belirli bir işin bir bölümünde veya eklentilerinde iş alan ve işçilerini münhasıran o işyerinde ve eklentilerinde çalıştıran diğer bir işverenin kendi işçilerine karşı o işyeri ile ilgili ve bu kanundan veya hizmet akdinden doğan yükümlülüklerinden asıl işveren de birlikte sorumludur." Anılan Yasa maddesinde yazılı asıl işverenin sorumluluğu, işçilere karşı olan bir sorumluluktur. Taşeron ile asıl işveren arasındaki bir düzenlemeyi içermeyen 1475 sayılı Yasa'nın 1/son maddesinin dava konusu olaya uygulanması mümkün değildir. Uyuşmazlığın, davacı ile davalı arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.
Taraflar arasındaki sözleşmede, davalı idarenin davacı yükleniciye karşı nelerden sorumlu olduğu açıkça belirtilmiştir. İşçilere ödenecek kıdem tazminatından davalı idarenin sorumlu olacağına dair bir hüküm ise bulunmamaktadır. İşin ihalesinden, %15 müteahhitlik karı alan davacının kıdem tazminatını karşılaması durumunda, davacının zararına iş yapmış olacağı yönündeki bilirkişi görüşü ise, tacirin basiretli davranması gerektiği yönündeki TTK.nun 20/2 nci maddesindeki düzenlemeye aykırı düşmektedir. Bu durumda, işçilere ödenecek kıdem tazminatından, davacı yüklenicinin sorumlu olduğunu kabul etmek gerekirken, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy