(6762 S. K. m. 504, 551/2) (1086 S. K. m. 74, 87)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.05.2001 tarih ve 2001/274-591 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin %40 hissesi ile ortağı bulunan müvekkilinin, %60 hisse sahibi diğer ortak Kamil C. tarafından basiretsiz yönetim sonucu şirketin borçlarını ödeyemez hale gelmesi sebebiyle ortaklıktan ayrılmak istediğini, bu talebini davalı şirkete ilettiği halde bu güne kadar olumlu bir yanıt alamadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, en az iki ortak ile kurulabilen limited şirketten bir ortağın çıkması halinde şirketin feshinin gerekeceğini, davacının talebi ortaklıktan çıkmaya ilişkin olduğundan, talebin, şirketin feshi şeklinde genişletilmesine muvafakatlerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara dayanılarak TTK 504. maddesi uyarınca limited şirket ortak sayısının ikiden az olamayacağını, bir ortağın şirketten çıkması halinde davalı şirketin fesholunacağından davacı paydaşın ancak şirketin fesih ve tasfiyesini talep edebileceği, oysa dava dilekçesinde bu şekilde bir isteğin yer almadığı, HUMK 74.maddesi uyarınca davacı yanın şirketin fesih ve tasfiyesi için ayrı dava açabileceği, bu dava ile fesih ve tasfiye kararı verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haklı sebeplerin gerçekleştiği iddiasıyla davalı şirketten çıkma istemine ilişkin olarak açılmıştır. Mahkemece 27.03.2001 tarihli celsede, davacı vekiline, iki ortaktan ibaret şirketin fesih ve tasfiyesini istediğine ilişkin yazılı beyanda bulunması için kesin mehil verilmiş, davacı vekili de bu süre içerisinde, şirketin feshini istediklerini bildirir dilekçe ibraz ederek, netice-i talebini şirketin feshine hasretmiştir. Bu durum karşısında davacı vekilinin dilekçesi, tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile yapılan ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan, ıslah dilekçesi olarak kabulü ve uyuşmazlığın TTK.nun 551/2. maddesi uyarınca çözümü gerekirken, bu dilekçe dikkate alınmadan, eksik incelemeyle, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerinde görülen davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy