(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 9. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.03.2002 tarih ve 2000/707-2002/137 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı bulunduğu kooperatifin genel kurul kararı ile tanınan hakkı kullanılarak kredi talebinde bulunmadığını ve kredi tutarını taahhüdü doğrultusunda peşin ödediği halde, kooperatifçe haksız biçimde müvekkili adına da kredi çekilerek müvekkilinden icra takibi sonucu 411.800.000 TL'nin mükerrer olarak tahsil edildiğini ileri sürerek, anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya Ticaret Mahkemesi'nde bakılması gerektiğini, istirdat davasının ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içinde açılmadığını, genel kurul kararı ile konutların eksik imalatlarının tamamlanması için tüm üyelerden 300.000.000 TL alınmasının kararlaştırıldığı, davacı bu bedeli ödenmediği için icra yoluyla tahsil edildiğini, mükerrer ödeme olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davacı kredi kullanmayarak krediye karşılık peşin ödeme yaptığı halde icra takibiyle davalı tarafından mükerrer tahsilat yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 411.800.000 TL'nin 05.06.1998 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davacı vekili HUMK'nun 433'ncü maddesine dayanarak temyize cevap ile katılma yoluyla temyiz isteminde bulunmuş ise de, yasanın öngördüğü 10 günlük temyiz süresi içinde harcın yatırılmadığı, temyiz defterine dilekçenin kaydedilmediği anlaşıldığından, temyiz isteminin HUMK'nun 432/4 ncü maddesi gereğince reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizine gelince;
İİK'nun 72/7 nci maddesi gereğince, borçlu olmadığı bir parayı ödemek mecburiyetinde kalan kişi, ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde, genel hükümler gereğince mahkemeye başvurarak paranın istidadını isteyebilir. Bu süre hak düşürücü olup, mahkemece res'en nazara alınması gerekir. Davacı icra aşamasında 05.06.1998'de ödeme yapmış olup, dava 14.8.2000 tarihinde ve bir yıllık süreden sonra açılmış olduğundan, davanın bu sebeple reddi gerekirken, kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, alınmadığı anlaşılan, 4.960.000.- lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 25.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy