(818 S. K. m. 100)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kahramanmaraş Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.02.2001 tarih ve 1997/402-72 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ve davalılar Mustafa Büyükdereli Ahmet Açoğlu, Kazım Bekçi Kifayet Arıcı, Mehmet Arıcı, Eyüp Arıcı, Derviş Arıcı vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.04.2002 günde davacı avukatı Çağatay Özaslan ile davalı Kazım Bekçi Avukatı Doğan Atay geldi, diğer davalılar avukatı tebligata rağmen gelmedi, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan tarafların avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Kazım Bekçi'nin aracı kurum olan müvekkili nezdinde yatırım hesabı bulunduğunu, bu davalı ile müvekkili arasında başkaca acentelik sözleşme ve ilişkisi olmadığı halde diğer davalı şirket ünvanını kullanarak faaliyet gösterdiği sonradan anlaşılan Kazım'ın müvekkili nezdindeki hesaptaki hisse seneti ve nakitleri diğer davalılara ait banka hesaplarına aktardığını, böylece birçok müşteri ve yatırımcıyı zarara uğrattıklarını, davalı Yaşar ve Yıldırım'ın da Kazım ile ortak olduğunu, tüm davalılar arasında el ve işbirliği bulunduğunu, zararın bir kısmı davalılar tarafından karşılanmış ise de, SPK'nun talimatı doğrultusunda müvekkilinin 12 milyar lira üçüncü şahıs zararlarını ödediğini ileri sürerek, bu meblağın davalılardan faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Ahmet Arıcı, Eyyüp Arıcı, Kifayet Arıcı, Derviş ve Kazım Bekçi vekili, müvekkillerinin acente değil müşteri konumunda olduklarını, husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Ahmet Açoğlu ve Mustafa Büyükdereli vekili de, müvekkillerinin mağdur edilen müşteriler arasında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı yaşar Uyan vekili de davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, davacı aracı kurum nezdinde yatırım hesabı açan davalı Kazım'ın yetkili olmadığı halde davacının acentesi gibi davranarak birçok müşteri adına işlem yaptığı, hesaptaki hisse senedi ve paraları diğer davalılar Ahmet, Eyüp, Mustafa Kekeç, Mustafa Büyükdereli, Kifayeti Mehmet hesaplarına usulsüz olarak aktardığı, dolayısıyla bu şekilde doğan ve davacının tazmin etmek zorunda kaldığı zarardan bu davalıların sorumlu olduğu, davalı şirketin tüzel kişiliği bulunmadığı, diğer davalıların sorumluluğuna yeterli delil bulunmadığı gerekçesi ile, davanın, Kazım Bekçi yönünden kabulüne, Ahmet, Eyüp, Mustafa Kekeç, Mustafa Büyükdereli, Mehmet yönlerinden kararda yazılı oran ve miktarlar dahilinde kısmen kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalılardan Kazım, Kifayet, Mehmet, Eyyüp, Derviş vekili ile, davalılar Mustafa Büyükdereli ve Ahmet Açoğlu vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar Kazım, Kifayet, Mehmet, Eyyüp, Derviş vekili ile yine davalılar Mustafa Büyükdereli, Ahmet Açoğlu vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu davalılar yönünden onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı tarafı, davalılar Kazım, Yıldırım ve Yaşar'ın Çinili Yatırım ünvanı ile ve birlikte hareket ederek gayri resmi acentelik faaliyetlerini sürdürdüğünü ileri sürmüş olup, her ne kadar mahkemece, davalılar Yaşar ve Yıldırım'ın diğer davalı Kazım ile birlikte hareket ettiğine dair somut delil elde edilemediğini gerekçesi ile bu davalılar yönünden dava ret edilmiş ise de, bu konuda yeterli araştırma yapıldığından söz etmek mümkün değildir. Davalı Yaşar Uyar'ın 20.09.1995 tarihli yerel gazetedeki ilanında kullandığı Çinili Yatırım ile ilgim kalmamıştır şeklindeki ifade, en azından bir süre birlikteliği benimsediğine işaret ettiği gibi daha önemlisi, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarında, davalılar tarafından mağdur edilmiş 135 kişi ile ilgili yapılan SPK soruşturmalarında, müşterilerden teslim alınan hisse senetleri ile ilgili düzenlenen makbuzlarda dahi bu davalıların imzalarının olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, sözü edilen bu makbuzların ilgili yerlerden getirtilerek incelenmesi ve buna göre delillerin birlikte değerlendirilerek davalı Yaşar ile Yıldırım'ın sorumluluklarının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle kararı temyiz eden davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu davalılar yönünden ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 324.000.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy