(6762 S. K. m. 56, 57) (556 S. KHK. m. 9, 39, 61, 62)
Taraflar arasında görülen davada İnegöl Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.02.2002 tarih ve 2000/616 - 2002/12 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.11.2002 günde davacı avukatı Ferda Dündar ile davalı avukatı Ali Ulvi Ortanca gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının piyasaya sürdüğü ürünlerinde kullandığı ambalajın müvekkilinin tescilli markaları ile iltibas oluşturduğu ve orta düzeyli tüketici nezdinde yanılgıya neden olduğu gibi davalının ürünlerin Marshall'ın yan kuruluşu olduğu izlenimi verecek şekilde pazarlama yaptığını ileri sürerek, haksız rekabetin önlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin emtialarında tescilli markasını kullandığını, tescilli marka ile yapılan üretim ve pazarlamanın haksız rekabet oluşturmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının 1989 tarihinde tescil ettirdiği "Marsan" markasının 1983 yılında davacı tarafça tescil ettirilen "Marshall" markası ile iltibas oluşturacak şekilde görsel ve fonetik bakımdan benzerlik taşıdığı, öncelikli tescilin korunması gerektiği gerekçesiyle, haksız rekabetin men'ine ve iltibasa neden olan davalı ürünlerinin toplatılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının tescilli markasına, davalının ürünlerinde kullandığı ambalajın benzerlik ve iltibas dolayısıyla da haksız rekabet oluşturduğunun saptanması ve haksız rekabetin önlenmesi istemine ilişkindir. Davalı, ürünlerinde kendisinin de tescil ettirdiği markasını kullandığını savunmuştur. Mahkemece, davacının tescil tarihinin daha önce olduğu gerekçesiyle kabul kararı verilmiştir.
556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin 39 ncu maddesine göre, tescil edilmiş marka 9 ncu maddede gösterilen hakları sağladığı gibi, 61 nci maddede sayılan tecavüz hallerinde de 62 nci maddede öngörülen koruma ve tazminat talep haklarını sağlar.
Tarafların her iki markası da tescilli olduğuna göre, davalının markasının iptal ettirilmediği sürece yukarıda sayılan yasal korumadan yararlanması doğaldır. Meğer ki tescil ettirilen markanın tescilli hali dışında kullanılıyor olmasının kanıtlanması durumunda haksız rekabetin varlığından söz etmek mümkün olur. Dava dilekçesinde bu şekilde bir iddia da olmadığına ve davalının markasını tescil ettirdiği biçim dışında kullandığının kanıtlanamamış olması karşısında davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 250.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy