(3065 S. K. m. 1, 24) (818 S. K. m. 104) (2004 S. K. m. 67, 68)
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.12.2001 tarih ve 2001/220-895 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların işyerlerinde abonesiz, sayaçsız kaçak elektrik kullandıklarının tespit edildiğini, Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği'ne göre hesaplanan ve fatura edilen 445.330.000 lira kaçak elektrik bedelinin davalılarca ödenmediğini, takip tarihine kadar hesaplanan 361.993.068 lira gecikme zammı ve bunun 3065 sayılı Yasa'nın 24/c maddesine göre hesaplanan 61.538.822 lira KDV'si ile birlikte toplam 868.861.890 lira asıl alacağın, temerrüt faizi ve bunun KDV'si ile birlikte tahsili için başlatılan takibin, davalıların haksız itirazları üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40 tutarında icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, kaçak elektrik bedeli, gecikme zammı, bunun KDV'si olmak üzere toplam 773.479.285 lira üzerinden takibin devamına, 309.391.714 lira icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalıların aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalıların, abone olmadan ve sayaç kullanmadan direkten doğrudan bağlanmak suretiyle işyerlerinde kaçak elektrik kullandıkları tespit edilmiş olup, dava, haksız eylemden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Kaçak elektrik kullanımının tespiti üzerine davacı, KDV dahil ederek hesapladığı kaçak elektrik bedelini faturalandırmış, faturalara ödeme tarihi koyarak davalılara tebliğ etmiş, ödeme tarihi ile 10.03.2000 tarihi arasında geçen süre için gecikme zammı adı altında bir bedel daha hesaplamış, hesapladığı bu gecikme zammı adı altında bir bedel daha hesaplamış, hesapladığı bu gecikme zammına KDV uygulamış ve 15.02.2000 tarihinde takip başlatmıştır. Takip talebinde asıl alacak olarak belirtilen 868.861.890 lira tutarındaki meblağın açılımını gösteren belgelerden asıl alacağın bu şekilde oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Takip talebinde "bu miktar asıl alacağın, takip tarihinden itibaren %70 faizi ve faize ait KDV ile birlikte tahsili" istenilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda mahkemece, (KDV dahil) kaçak elektrik bedeli, gecikme zammı, gecikme zammının KDV'si olmak üzere toplam 773.479.285 lira üzerinden takibin devamına, 309.391.714 lira icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, davacının, asıl alacak kapsamında ele alarak, aylık %12 olarak hesap ve talep ettiği gecikme zammı, sözleşme ilişkisi içerisinde geçerli bir istem olup, bunun haksız eylem ilişkisi içinde bulunan taraflar arasında uygulanması mümkün değildir.
Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nda, bu verginin matrahına dahil olan kalemler arasında haksız eylem tazminat alacaklarının da bulunduğu yönünde bir hüküm olmadığı gibi, aynı Kanun'un verginin konusunu belirleyen 1. ve onu izleyen maddelerinde de bu tür tazminatın, bu verginin konusunu oluşturduğuna ilişkin bir hüküm de bulunmamaktadır. Anılan Kanun'un matraha dahil diğer unsurları belirleyen 24/c maddesindeki faizin, ancak matraha dahil olan alacaklara yürütülmesi gereken faiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, haksız eylem tazminatına (kaçak elektrik bedeline) KDV eklenmesi, aslında bu olayda uygulama yeri bulunmayan gecikme cezasına ayrıca bir de KDV uygulaması, takibin devamına karar verilmek suretiyle de takip talebindeki, işleyecek temerrüt faizine KDV isteminin de kabulü doğru olmamıştır.
Bunun yanında, alacak likit olmadığı halde, icra-inkar tazminatına hükmedilmesi, BK.nun 104/son maddesine aykırı olarak faize faiz uygulanması, işlemiş temerrüt faizinin de takip tarihine kadar hesaplanması gerekirken, takibe sıkı sıkıya bağlı itirazın iptali davalarının özelliğine aykırı düştüğü gözetilmeden de birikmiş faizin takip tarihinden sonraki 10.03.2000 tarihine kadar işletilmesi de isabetsiz olmuştur.
Bu durumda, mahkemece, bilirkişiye asıl alacak olarak, (KDV dahil edilmeden) kaçak elektrik bedeli hesaplatılmak, haksız eylemin tespit edildiği tarihten itibaren takip tarihine kadar birikmiş temerrüt faizi miktarı tespit ettirilerek asıl alacak ile toplanmak ve toplam alacak üzerinden, ancak asıl alacağa takip tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına ve icra inkar tazminat isteminin de reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.01.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy