(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İskenderun Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.04.2002 tarih ve 2001/396-2002/249 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının 1995 yılından beri kooperatifte evi olduğu ve kooperatif nimetlerinden yararlandığı halde ortak olmadığı gerekçesiyle yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek 114.000.000 TL. üyelik aidatı, 20.000.000 TL. yol katkı payı ve 500.000.000 TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 634.000.000 TL.nin davalıdan faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı kooperatifin ortağı olmadığını, kooperatifin ferdi mülkiyete geçmesinden sonra 1995 yılında tapu sicilinde devir suretiyle evi satın aldığını, kooperatif ortağı olmayan kişiden aidat ve giderlere katılmasının istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kooperatif ana sözleşmesine göre kooperatifin bir üyeden hissesini devralan ve üyelik şartlarını taşıyan kişiyi üyeliğe kabulden kaçınamayacağı, davalının da bir üyenin hissesini devraldığı ve üyelik şartlarını taşıdığı, devirden itibaren genel kurul toplantılarına katılıp oy kullandığı, kayıtlarda üye olarak adlandırıldığı, diğer üyelerle aynı statüde işlem gördüğü bu yüzden üyelik aidatı ve faizini ödemesi gerektiği, yol katılım payına ilişkin yetkili organlarca alınmış bir karar olmadığından talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 114.000.000 TL. aidat borcu ile 500.000.000 TL. faizin davalıdan tahsiline, 20.000.000 TL. yol katılım payı ve faizine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davalı, kooperatif ortağı olmadığı için kendisinden aidat ve giderlere katılım payı istenemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece, uzman bilirkişiler anacılığıyla kooperatif kayıtlarında inceleme yaptırılarak, varsa davalının yatırdığı paralar ve bunların kooperatifçe kabul edilip edilemediği, ortak sıfatıyla davalı ile yazışma yapılıp yapılmadığı, genel kurullara üye sıfatıyla çağrılıp çağrılmadığı, katıldığı genel kurullarda oy kullanıp kullanmadığı gibi olgular irdelenerek davalının zımnen ortak olarak kabul edilmesinin söz konusu olup olmadığı, ortak olarak kabul edilmesi mümkün değilse davacı kooperatifin talep ettiği miktarın kooperatif tarafından verilen hizmetlere ilişkin olup olmadığı (ancak bu takdirde kooperatifin üye olmayan daire sahibinden talepte bulunabileceği), hangi hizmet için ne kadar ücret istendiği hususları araştırılmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.01.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy