(6762 S. K. m. 1269, 1270, 1273)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.11.2001 tarih ve 2000/1189-2001/1325 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.04.2002 günde davalı avukatı Ergin Yalçın gelip,davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya sigortalı olan müvekkiline ait aracın geçirdiği trafik kazası sonucu uğradığı hasar bedelinin tahsili için girişilen icra takibinin poliçedeki dain ve mürtehin sıfatlı lehdarın varlığından söz edilerek itiraza uğradığını, oysa aracın rehnedilmediği gibi mülkiyeti muhafaza kayıtlı bir satışın da bulunmadığını ileri sürerek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçede dain ve mürtehin olan dava dışı Şevki Uğur'un muvafakatı olmadan davacının doğrudan talepte bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan kanıtlara ve icra takip dosyasına göre, aracın hurda değerinin tenzilinden sonra hasar bedelinin (4.865.000.000)TL. olduğu, poliçede dain ve mürtehin olarak gözüken kişinin saptanamadığı, davalının ilgili hasar dosyasını ibraz etmediği, söz konusu kişinin gerçek bir kişi olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı sigorta ettirenin maddi hasar tazminatının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine yönelik itirazın iptali ve inkar tazminatının tahsiline ilişkindir. Mahkemece, davalı sigorta vekilinin poliçede dain ve mürtehin görünen kişinin gerçek bir kişi olduğunu, rehin veya mülkiyeti muhafaza kayıtla satış gibi geçerli bir hukuki ilişkiye dayalı olarak anılan sıfatla sigorta sözleşmesinde yer aldığını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
TTK.nun 1273. maddesi uyarınca, imtiyazlı alacaklıların güvencesini oluşturan veya üzerinde başkaca bir hak bulunan malın zayi olma rizikosu rehin, hapis hakkı sahibi veya malı haczettirenin menfaati olarak sigorta güvencesi altına alınabilir. Böylece sigortalı malın zayi olması halinde onun yerine geçecek olan sigorta tazminatının dain ve mürtehine verilmesi gerekir. Sigortalı mal sahibi, ancak dain ve mürtehinin (borç veren ve rehin alan) açık muvafakatı halinde sigorta tazminatının doğrudan kendisine ödenmesini isteyebilir.
Mahkemece, poliçede anılan sıfatla yer alan dava dışı Şevki Uğur'un hayali bir kişi olduğu sonucuna varılmış ise de, bu husus yeterince araştırılmamıştır. Adı geçenin aynı zamanda kaza anında sigortalı aracın sürücüsü olduğu savlandığına göre, trafik kaza tutanağının getirtilmesi, ardından davalı sigorta şirketi kayıtları üzerinde uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak geçerli ve gerçek bir dain ve mürtehin ilişkisinin bulunup bulunmadığının saptanması, sigorta sözleşme ilişkisinde adı geçen dava dışı kişinin böyle bir sıfatı varsa davacıya dain ve mürtehinden muvafakat alarak mahkemeye sunması için uygun bir önel tanınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, değinilen hususlar araştırılmadan, yetersiz verilere dayalı olumsuz kolluk makamları cevapları ile yetinilerek yazılı biçimde karar verilmesi ve hasar tutarı iddiası itiraza uğradığı halde, bu konuda uzman bilirkişiden görüş alınmadan, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Kabule göre de, alacağın, tazmini nitelikteki kasko sigorta alacağına ilişkin olmasından dolayı likit bir nitelik taşımaması, yani istenebilecek tazminat miktarının ancak yargılamada uzman bilirkişi aracılığı ile saptanabilecek olması, davalı sigortanın sorumluluk kapsamı ve sigorta sözleşmesinin özelliği gereği kimin tazminat talebine hak kazandığı gibi hususların yargılama sonucu saptanabilecek olduğu gözetilerek, koşulları bulunmayan icra inkar tazminatı isteminin reddi gerekirken, bu istemin kabulü de doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (250.000.000) TL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy