(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 20/D) (1086 S. K. m. 179/1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.4.2002 tarih ve 2001/743 - 2002/213 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete sigortalı işyerinde bulunan emtianın, davalının yöneticisi bulunduğu apartman lagarının tıkanması sonucu uğradığı (26.815.000.000.TL.) hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini, hasarın, davalı yönetimce gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle meydana geldiğini ileri sürerek, anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, apartman yöneticiliğinin hükmi şahsiyetinin bulunmadığını, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, husumetin doğrudan doğruya kat maliklerine yöneltilmesi gerekirken yöneticiye tevcih edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın rucüen tahsili istemine ilişkindir. Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre kat malikleri kurulu kararını gerektiren işlerde husumetin kat maliklerine yöneltilmesi gerektiği ve yöneticiye karşı doğrudan dava açılamayacağı doğrudur. Ancak davalı olarak yönetimin gösterilmesinde, husumetin yanlış yöneltilmesinden değil, HUMK.'nun 179/1'nci maddesinde öngörülen, dava dilekçesinin eksik düzenlenmesinden söz edilmelidir. Bu durum karşısında mahkemece, dava dilekçesinde gerçek davalılar olan kat maliklerinin gösterilmesi hususunda davacıya önel verilip sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.1.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy