(1086 S. K. m. 275, 284) (556 S. KHK. m. 5, 7)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.03.2003 tarih ve 2001/93 - 2002/109 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili müvekkilinin markaların uluslararası tescili kapsamında yapmış bulunduğu, üç boyutlu tescil başvurusunun ayırt edici özellik bulunmaması sebebiyle red edildiğini, ret kararına karşı itiraz ettiklerini, itirazlarının da TPE Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nca ret edildiğini bu kararın haksız olduğunu iddia ederek, ret kararının kaldırılmasına, marka müracaatının devamına ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ret kararının doğru olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, marka başvurusuna konu şeklin ambalaj olması, ambalajın marka olarak tescilinin esas unsur olarak yer alan bir ibarenin varlığı ile mümkün bulunduğunun belirtilmesi göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, üç boyutlu bir biçimin (şeklin) davacı adına marka olarak tesciline yönelik davacı isteminin davalı Patent Enstitüsü Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nca reddine ilişkin kararın iptali istemine ilişkin bulunmaktadır. İptali istenilen Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun kararı Şekil olarak başvuru konusu yapılan markanın 556 sayılı KHK.'nin 7/1-a yollaması ile 5'nci maddesindeki ayırt edicilik vasfının bulunmaması gerekçesine dayalı bulunmaktadır. Anılan davada ise, başvuruya konu yapılan üç boyutlu şeklin ayırt edicilik vasfı bulunduğu iddiası ile Enstitü kararının iptali talep edilmiştir. O halde, taraflar arasındaki uyuşmazlık, markaj olarak tescili istenilen 3 boyutlu şeklin ayırt edicilik vasfı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, hükme dayanak yapılan bilirkişi kurulu raporunda ise, dava konusu biçimin marka açısından ayırt edicilik vasfı bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmadan, tescil isteminin bir ambalaja yönelik olduğu, ambalajlarında ancak bir ibare ile birlikte tescilinin mümkün olabileceği diğer bir deyişle 556 sayılı KHKnin 5/2 maddesine göre sadece ambalajın marka olarak tescilinin mümkün olmadığı gerekçesini içermektedir. Oysa yukarıda değinildiği üzere Enstitü ret kararı bu gerekçeye dayandırılmış değildir. O halde Enstitü ret kararı dışına çıkan bu rapora itibar edilerek davanın reddine karar verilmesi mümkün değildir.
Bu durum karşısında menşe ülkesinde de marka olarak tescilli bulunan 3 boyutlu şeklin, bir marka olarak tescili ayırt edicilik vasfının bulunup bulunmadığı, marka uzmanı ve dava konusu işaretin 3 boyutlu bir şekil olduğu da dikkate alınarak, bu sahada uzman bilirkişilerden oluşacak yeni bir bilirkişi kuruluna incelettirilerek, elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerektiğinden, eksik incelemeye dayalı olarak kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine 25.02.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy