(2004 S. K. m. 67/1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2 Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.6.2003 tarih ve 2002/561-2003/306 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin acentesi olduğu "Hacı Hilmi Bey" adlı geminin yapmış olduğu seferler dolayısıyla toplam 15.083.912.675 TL fener ücreti tahakkuk ettirildiğini, ödenmeyen Fener ve Tahlisiye ücretlerinden kaptan, donatan ve acentelerin müteselsilen sorumlu olduğunu, yapılan icra takibine karşı davalının itirazda bulunduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, dosyada müvekkilinin "Hacı Hilmi Bey" gemisinin acenteliğini yaptığına dair yeterli delil bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve icra kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, alacaklı vekilinin 10.4.2001, 21.5.2001 ve 16.10.2001 tarihlerinde davalı dışındaki diğer takip borçlusu hakkında istemlerde bulunduğu, davalı şirketin ise 21.2.2001 tarihli dilekçe ile borca itiraz ettiği, davacı vekilinin en geç 16.10.2001 tarihinde itiraz dilekçesine muttali olduğu, davanın ise 19.12.2002 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle genel hükümlere göre dava açma hakkı saklı olmak üzere davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- İİK.nun 67/1 maddesinde itirazın iptali davasının itirazın alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren 1 yıllık sürede açılması gerektiği öngörülmüştür. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere 1 yıllık hak düşürücü sürenin itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren başlayacağı öngörüldüğünden sürenin başlaması için borçlunun itirazının mutlak surette alacaklıya veya varsa vekiline tebliği gerekir. Dava konusu olayda tebliğ söz konusu olmadığına göre, mahkemece davanın süresinde açıldığının kabulü ile işin esası incelenmek gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak, yazılı gerekçe ile davanın süre yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 14.5.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy