(554 S. KHK m. 6, 7, 43)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.05.2003 tarih ve 2002/333 - 2003/252 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı tarafın bebek battaniyesi model ve süslemelerini içeren bir adet çoklu tasarımının üçüncü şahıslar tarafından itiraza uğramadığından tescil edildiğini, bu tasarımların yenilik özelliğine sahip olmayıp kamuya mal olmuş tasarımlar olduğunu, fermuar ve çıtçıt yardımıyla bebek battaniyesinin fonksiyonelliğinin değiştirilip, uyku tulumuna dönüştürülmesinin tasarımdan ziyade patent veya faydalı model olarak koruma altına alınabileceğini ileri sürerek, davalı taraf adına tescilli bulunan tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, duruşma sırasında bilirkişinin kesin kanaate varamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu yapılan ürünlerin davacı ve dava dışı firmalar tarafından endüstriyel tasarım tescil belgesinin alınmasından önce, bir kısmının kamuya sunulduğu, üretiminin yapıldığı, tasarımların özgün olmayıp, yeni ve ayırt edici niteliklere sahip olmadığı, anonim hale geldiği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile davalı adına tescilli endüstriyel tasarımın 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5, 6 ve 43/a maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı adına tescilli çoklu tasarımların, yenilik ve ayırt edicilik özelliklerinin bulunmadığı iddiasına dayalı olarak açılmış olup, tasarımların hükümsüzlüğüne ilişkindir.
Bir tasarımın 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye göre, tescil edilerek korunabilmesi için, yenilik ve ayırt edicilik niteliğine sahip olması gerekir. Yenilik ve ayırt ediciliğin anlamları ise, anılan Kanun Hükmünde Kararname'nin 6 ncı ve 7 inci maddelerinde düzenlenmiş olup, 43 üncü maddesinde ise, koruma koşullarına sahip olmadığı kanıtlanan tasarımların hangi hallerde hükümsüz sayılacağı açıklanmıştır.
Somut olaya gelince; davacı tarafça davalı adına tescilli tasarımların yenilik niteliği taşımadığı iddia edilmiş olup, mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, tescilli tasarımların yeni olup olmadığı hususunda kesin bir kanıya varılamamış ve belirtilen eksikliklerin giderilmesi halinde kesin bir sonuca varmanın mümkün olacağı bildirmiştir. Mahkemece, dava konusu tasarımların, dinlenen tanık beyanları karşısında, yenilik, ayırt edicilik ve özgün nitelik taşımadığı sonucuna varılmıştır.
Oysa, mahkemece, bilirkişi raporundaki eksiklikler giderilmek, uyuşmazlığın teknik özelliği de dikkate alınarak davalı tasarımlarının yenilik ve ayırt edicilik niteliği taşıyıp taşımadığı hususunda, aynı ya da başka bir uzman bir başka bilirkişiden, davalı vekilinin rapora itirazlarını da karşılayan, ek yada yeni bir rapor alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi yerinde görülmediğinden, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy