(6762 S. K. m. 381)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.1.2003 tarih ve 1999/853-2003/47 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, aile şirketi olan davalı şirketin 20.7.1999 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına müvekkilinin katıldığını, alınan kararların şirketin ve ortakların menfaatine, usul ve yasaya, iyiniyet kurallarına aykırı düştüğünü ileri sürerek, tüm kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının şirket ortaklarından birinin mirasçılarından biri olduğu, kendi adına dava açtığı, tereke temsilcisi olmadığı ve dava tarihinde miras, taksim sözleşmesi bulunmadığı için dava ehliyetinin olmadığı; 3 aylık hak düşürücü sürenin geçirildiği butlan halinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı anonim şirketin genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece de isabetle tesbit edildiği üzere, somut olayda mutlak butlan hali bulunmamaktadır.
Davacı, davalı şirketin ortaklarından Cemal'in mirasçılarından biri olup, diğer mirasçılarının verdiği vekaletname ile iptali istenen genel kurula katılmıştır. Gündem maddelerinin görüşmeleri sırasında eleştiri ve düşüncelerini açıkladığı halde, oylama sonrası ne yazılı ne de tutanağa geçmiş sözlü beyanıyla, bir muhalefeti bulunmamıştır. TTK.nun 381 inci maddesinde dava açma koşulu olarak aranan muhalefetin, gündem ve görüşmelere değil, oylama sonrasında ve oylama sonucuna ilişkin olarak yapılması gerekmektedir. Bu itibarla, davanın bu dava koşulu yerine getirilmeden açılması karşısında, dava şartı yokluğundan reddi gerekmekte iken, bilirkişi kurulunun aksi yöndeki görüşüne itibar eden mahkemenin aksi sonucuna varması doğru olmamıştır.
Mahkemece, hüküm yerinde yazılı diğer gerekçelerle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı, davasını tereke temsilcisi olarak değil, kendi adına ve kendi haklarını korumak için açtığı, zira diğer mirasçıların davaya muvafakatlarını sağlayamadığını gerek dava dilekçesinde, gerekse 7.12.1999 havale tarihli dilekçesinde ve 3.5.2001 tarihli oturumda alınan beyanında açıklamış olup, dava tarihinde tereke taksim edilmemiş ise de, yargılama sırasında taksim sağlanmıştır. Davacı, dava tarihinde devam eden taksim görüşmeleri nedeniyle, TTK. nun 381 inci madde hükmünde yazılı üç aylık dava açma süresini geçirmemek için davayı süresinde açmış olup, dava tarihinde taksimin bulunmaması, davanın reddine gerekçe olamaz. Bu itibarla, mahkemenin, dava tarihi itibariyle bulunmayan taksim nedeniyle davacının kendi adına dava açamayacağı ve yargılama sırasında gerçekleşen taksim nedeniyle de sürenin geçirilmediği şeklindeki gerekçelerinde isabet bulunmamaktadır.
Bu nedenle, mahkemece, davacının muhalefet şerhinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aynı sonuca yanlış olan yazılı gerekçelerle varılması isabetsiz ise de, soncu itibariyle doğru olan hükmün değişik gerekçe ile onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün değişik gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.220.000- lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy