(2918 S. K. m.95)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.07.2003 tarih ve 2002/483 - 2003/529 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Ali Ç.'un malik İbrahim Halil Ç.'un sürücüsü olduğu aracın müvekkiline zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, aracın davalının tam kusuru ile taşıt girilemez kuralını ihlal ederek kaza yaptığını, üçüncü araç malikinin zararının müvekkilince ödendiğini ileri sürerek, Trafik sigortası genel şartları 4.madde hükmü uyarınca, üçüncü şahsa ödenen 700.300.000 TL.nin davalılardan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalıların kazada tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar temyiz etmiştir.
1-Dava, K.T.K. 95/2 ve zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları 4/a bendine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Sigortacının sigorta ettirene genel şartların 4/a bendine dayalı olarak rücu edilebilmesi için kasıt veya ağır kusur halinin varlığı gereklidir. Ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olup, kasıt olmamakla birlikte kasıta yakın bir kusurun mevcudiyetini ifade eder. Somut olay incelendiğinde, bilirkişi raporunda sigortalı aracın taşıt giremez mahalde (u) dönüşü yapılıp, karşı yönden gelen aracın seyir şeridine tecavüz edilip kaza oluşması şeklinde oluştuğu kabul edilen olayda, bu oluşum şekli içinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, ancak yukarıda değinilen nitelikte ağır kusurlu olmadığının kabulü gerekmektedir. Buna göre, olayda ağır kusur halinin bulunmadığı gerekçesiyle rücu davasının sigortalı davalı Ali Ç. yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, tam kusur kavramına yanlış anlam verebilecek kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Öte yandan, sigortacı tarafından açılan rücu davaları K.T.K.95/2 ve Genel Şartların 4/2 maddeleri uyarınca sigorta ettirene karşı açılabilir. Davalılardan İbrahim Halil Ç. sigorta akdinin tarafı olmayıp, sigortalı aracın sürücüsüdür. Davacı ile bu davalı arasında sigorta sözleşmesi bulunmadığından anılan madde hükümlerinin bu davalıya karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Bu nedenle bu davalı hakkında açılan rücu davasının husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilerek sorumluluğuna hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılardan Ali Ç. yararına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün diğer davalı İbrahim Halil Ç. yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy