(556 S. KHK m. 5, 62)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.05.2003 tarih ve 2001/782-2003/236 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı karşı davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.09.2004 günde davacı avukatı Ahmet B ile davalı avukatı Gültekin Y gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, kurulduğu 1959 yılından bu güne kadar çatal, bıçak, kaşık, servis takımları gibi ürünlerin imali, ithali ve ihracı alanında faaliyet gösterdiğini, davalılardan A Ltd. Şti.nin davacının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla ve davacı adına 162632 no ile marka olarak tescilli bulunan ürünü ile birebir benzer olan emtia üretip piyasaya sunduğunu, diğer davalının ise müvekkiline ait olan 4200 kod nolu BAGET modeli çatal, kaşık ve bıçakları çeşitli firmalar için fason olarak imal edip pazarladığını ileri sürerek, davalılar eyleminin müvekkili adına tescilli marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespit ve men'ine, fiili durumun ortadan kaldırılmasına, maddi ve manevi tazminatın tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden A Ltd. Şti.nin tescilli "AKER" markasının sahibi olduğunu, müvekkillerinden diğer davalının da davalı A Ltd. Şti.nin talebi üzerine fason olarak imalat yaptığını, davacı markasının JUMBO olup, müvekkillerinin davalı markasına tecavüz etmediğini, gerçekte davacının bir tasarımı marka olarak tescil ettirdiğini, dava konusu bu tasarımın da yeni bir tasarım olmadığını savunarak, davanın reddini, karşı dava olarak da maddi ve manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının tescilli markasının ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, ürün şeklinin 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde kullanılacağı, davacının bu yöndeki talebinin Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı'nca reddedildiği, bu sebeple davacının ürün şeklini marka olarak tescil ettirdiği, desenlerin korunmasının mümkün olmadığı ve tarafların markalarının farklı olması nedeniyle benzerlik olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın harçlandırılmaması ve süresinde açılmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar davacı (karşı davalı) vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacının tescilli marka hakkına tecavüz nedeniyle, tecavüzün önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin 5 nci maddesi hükmüne göre, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajlarının gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayımlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretler marka olarak tescil edilebilir. Dava konusu şekil de, 162637 sicil numarası ile davacı adına 28.08.1995 tarihinde marka olarak tescil edilmiştir. Marka hakkından doğan korunma hakkına sahip olan davacı, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 62 nci maddesinde yazılı taleplerde bulunabilir.
Davacı taraf, 4200 kod numarası ile çatal, bıçak ve kaşık ürünlerinde de kullandığı şekilden oluşan ticaret markasını 28.08.1995 tarihinde adına tescil ettirmiştir. Davalıların ise davacı adına tescilli markanın benzerini ürettikleri ve satışa sundukları iddia edilmektedir. Gerçekten de, taraf ürünleri numune olarak sunulmuş olup, aynı mahkemenin 2001/39 D.İş numaralı dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, davalı ürünleri üzerindeki desenin (şeklin), davacı adına tescilli markanın benzeri olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalı tarafa ait ürünler üzerindeki desenin, davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz olduğunun kabulü ile, davacı tarafın taleplerinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı (karşı davalı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı (karşı davalı) yararına BOZULMASINA, takdir edilen 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy