(1163 S. K. m. 17/1-2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır Asliye 3.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.06.2003 tarih ve 2001/500-2003/597 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, yönetim kurulu kararı ile müvekkilinin davalı kooperatif üyeliğinden çıkarıldığını, arsa payı ve aidat olarak ödenen bedelin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, icra-inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacının davalı kooperatif üyeliğinden kendi isteği ile ayrıldığı, 10.02.2002 tarihinde yapılan 2001 yılı olağan genel kurulun 8 nci maddesinde ayrılmış üyelerin alacaklarını ( devir yolu açık olmak kaydıyla ) 3 yıl ertelenmesine karar verildiği, davacının ise anılan genel kurul kararına aykırı olarak icra takibi yaptığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacı tarafından kooperatife ödenen aidatların istirdadına ilişkin yapılan icra takibine itirazın iptali isteminden ibarettir.
Dava dilekçesinde davacının, yönetim kurulu kararı ile kooperatif ortaklığından çıkarıldığı ileri sürülmüştür, mahkeme kararında ise, davacının kendi isteği ile ortaklıktan ayrıldığı belirtilmiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/1 nci maddesine göre devir dışında bir nedenle ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacakları, o yılın bilançosuna göre hesaplanarak, bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verilir. Bilançonun kesinleşmesi ise, bilançonun genel kurulca kabulü ile olur ve alacak en erken bu tarihte muaccel olur. Öte yandan, aynı Yasa maddesinin 2 nci fıkrasına göre ise kooperatifin varlığını tehlikeye düşürecek nitelikte olan iadeler, genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir.
Açıklanan yasal düzenleme karşısında, davacının ihraç mı yoksa istifa yolu ile mi davalı kooperatifteki üyeliğinin sona erdiği tarihin kesin olarak tespiti gerekir. Yönetim kurulunun verdiği bir ihraç kararının söz konusu olması halinde, ihraç kararının iptali için öngörülen üç aylık dava açma süresinin sona erdiği tarihte ortaklık ilişkisi sona erecek ve bu tarihten sonraki ilk genel kuruldan bir ay sonra davacı alacağı muaccel hale gelecektir. Şayet davacı istifa etmiş ise, bu durumda davacının kooperatif ortaklığından ayrıldığı tarihin kesinleşme tarihinin tespiti ve bu tarihten sonraki ilk genel kuruldan bir ay sonra davacı alacağının muaccel olacağının kabulü gerekir. Ortaklık ilişkisinin sona erdiği tarih kesin olarak tespit edildikten sonra, bu tarihe kadar 1163 sayılı Kanun'un 17/2 nci maddesi gereğince alınmış bir erteleme kararı var ise, bu kararın iyi niyetle alınıp alınmadığının, başka bir ifade ile, davacıya yapılacak ödemenin kooperatifin varlığını tehlikeye düşürüp düşürmeyeceğinin tespiti gerekir. Davacı alacağının muaccel olduğu tarihten sonra alınan erteleme kararının ise, davacı hakkında uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar karşısında, mahkemece davalı kooperatifin ana sözleşmesi celbedilip incelenmek suretiyle, davacı alacağının ne zaman muaccel olduğunun tespiti ve buna göre 10.02.2002 tarihli genel kurulda alınan erteleme kararının davacı hakkında uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy