(2004 S. K. m. 45) (5718 S. K. m. 27) (6762 S. K. m. 844, 866) (1086 S. K. m. 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesince verilen 12.05.2003 tarih ve 2002/1627-2003/597 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içersindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve halen İstanbul Gemi Siciline kayıtlı M/V G.... S. Gemisinin davalı tarafından kredi sözleşmesine istinaden Güney Afrika Mahkemesinde cebri icra yolu ile 18.04.2000 tarihinde açık arttırma ile satıldığını, davalının sicilde ipoteği bulunmasına rağmen İİKin 45. maddesi gereğince cebri icra muamele ve satış işlemlerini tamamlamadan başka bir devletin mahkemelerinde satış yapamayacağını, bu nedenle yapılan satışın gemi siciline ve mülkiyetin değişmesine bir etkisinin olmadığını ileri sürerek M/V G.... S. Gemisinin mülkiyetinin müvekkili E. Denizcilik ve Ticaret A.Şye aidiyeti ile Türk Gemi Siciline kayıtlı olduğunun tespitine, kesinleşmemiş ve ipotekle teminat altına alınmış bir alacaktan dolayı ilamsız takip yapılamayacağından Güney Afrikada yapılan satışın iptaline, taleplerin kabul görmemesi halinde şimdilik 100.000 USDlik zararlarının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin Almanyada mukim yabancı bir banka olduğunu, Türkiyede şubesi ve ikametgahının bulunmadığını, taraflar arasında Türk mahkemelerinin yetkisi hakkında bir anlaşma da olmadığını, bu nedenle mahkemenin yargı yetkisinin bulunmadığını, davaya konu gemi satışının Güney Afrika Cumhuriyet Mahkemesinde görüldüğünü, yargılama sürecinin bir kısmının bitip, bir kısmının halen derdest olduğunu savunarak, davanın öncelikle yetki yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, iddiaya konu cebri icra sonucu usulsüz ve haksız satışın yapıldığı yer ve bunun sonucu oluşan zararın meydana geldiği yerin Güney Afrika Cumhuriyeti olduğu, MÖHUKun 27. maddesinin gönderisi ile HUMKun 21. maddesi nazara alındığında davada mahkemenin yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davada Güney Afrika Cumhuriyet mahkemeleri yetkili olduğundan mahkemenin yetersizliğine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı davasında özetle, Güney Afrikada cebri icra sonunda açık arttırma ile satılan M/V G.... S. Gemisinin satışının iptaline, mülkiyetinin E. Denizcilik ve Ticaret A.Şye aidiyeti ile Türk Gemi Siciline kayıtlı olduğunun tespitine; taleplerinin kabul görmediği takdirde şimdilik 100.000 USDlik zararlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
M/V G.... S. Gemisinin ipotekle temin edinilmiş davalı alacağından dolayı ilamsız takip yapılarak neticede açık arttırma suretiyle satılmasına karar veren Güney Afrika Mahkemesinin kararını, Türk mahkemelerinin iptal etmek gibi bir yetkisi bulunmadığından, mahkemece bu yönde tesis edilen yetkisizlik kararma yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
TTKnm 866/2. maddesine göre, bir Türk Gemi Siciline kayıtlı bulunan gemi üzerindeki mülkiyetin iktisap ve ziyası Türk Kanunlarına tabidir. Keza aynı Kanunun 844 maddesi de gemi, sicilinde malik olarak kayıtlı bulunan kimseyi, geminin maliki olduğu yolunda bir karine oluşturmuştur. Davacının dilekçesinde, davaya konu edilen geminin halen sicilinde E. Denizcilik ve Ticaret A.Ş. adına kayıtlı olduğunun belirtilmiş olması ve yukarıda değinilen maddeler karşısında M/V G.... S. Gemisinin davacı mülkiyetinde olduğunda kuşku yoktur. Bir geminin sicilindeki kaydına göre mülkiyetinin ve kaydının tespiti de Türk mahkemelerinin yetkisinde olan bir husus olması nedeniyle, mahkemenin bu konuda yetersizlik Kararı vermesi doğru değildir. Ancak, davacının dilekçesinde açıkladığı gibi, gemi yararının olmadığından davasının reddine karar verilmek gerekirken, yetki yönünden reddi yerinde değilse de sonucu itibarıyla doğru bulunmuştur.
Yukarıda değinildiği gibi, gemi halen davacı adına İstanbul Gemi Sicilinde kayıtlı bulunmasına, davalının Güney Afrika Mahkemesince geminin satışı nedenine dayanarak, geminin sicilinde terkin veya üzerinde herhangi bir mülkiyet değişikliği talebinde bulunmamış olmasına göre gerçekleşen bir zarar da bahse konu olması sebebiyle tazminat isteminin zamansız olması sebebiyle reddine karar verilmek gerekirken, bu konuda da yetkisizlik kararı verilmesi hatalı ise de, sonucu itibarıyla doğru olan hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazlarının (1) nolu bentteki sebeplerden reddine, (2) ve (3) nolu bentlerdeki sebeplere ve sonucu itibarıyla doğru olduğundan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.200.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy