(1163 S. K. m. 16, 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bolu Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.04.2003 tarih ve 1998/27 - 2003/154 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerinin davalı kooperatifin üyesi olduklarını, müvekkilleri hakkında verilen ihraç kararının mahkeme kararı ile iptal edildiğini, halen ortak olan davacılara konut verilmediğini ileri sürerek, her bir davacı için birer konut verilmesine, mümkün olmadığı takdirde, 300.000.000'er TL'nin 26.12.1992 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, aidat borcunu ödemeyen davacı hakkında verilen ihraç kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, Dairemiz'in 09.06.1996 günlü kararı ile, direnme kararı da Yargıtay Yüksek Hukuk Genel Kurulu'nun 17.9.1997 günlü kararı ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporuna göre, kooperatife ait tip dairelerin dava tarihi itibariyle rayiç değerinin 290.060.800 TL olduğu gerekçesiyle, davacıların her biri için ayrı ayrı 290.060.800 TL'nin 18.5.1994 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacıların, kooperatifin ortağı iken ortaklıktan çıkarıldığı ve mahkeme kararı ile ortaklığa döndüğü, davalı kooperatifte davacılara verilecek bir konut bulunmadığı, bu durumda davacıların tazminat talep etme hakkı bulunduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, tazminatın ne şekilde hesaplanacağı konusunda toplanmıştır.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, bu tür davalarda uygulanması gereken tazminat hesaplama ilkesi aşağıdaki şekilde formüle edilmiştir.
1- Önce ortaklara tahsis edilen konut veya işyerinin dava tarihi itibariyle rayiç değeri saptanmalıdır.
2- Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin, ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar ( Toptan Eşya Fiyat Endeksi artış ortalama rakamları esas alınarak ) taşınarak güncel değeri bulunmalıdır.
3- Bundan sonra, yukarıda ( 1 ) numaralı bentte bulunan değerden ( 2 ) numaralı bentte bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın, bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettikleri ortaya çıkarılmalıdır.
4- Bunu takiben, davacı eksik ödeme yapan ortağın ödentileri ( 2 ) numaralı bentteki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı da güncelleştirilmelidir.
5- Bu hesaplamalardan sonra, normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarıda ( 2 ) numaralı bentte bulunan ödemelerinin güncel değeri karşılığı, yine yukarıda ( 3 ) numaralı bentte bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre, davacının ( 4 ) numaralı bentte eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yarar sağlaması gerektiği, orantı kurallarına göre belirlenmelidir. Yani sonuç olarak, ( 4 ) numaralı bentte bulunan miktar, ( 3 ) numaralı bentte bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan miktarın ( 2 ) numaralı bentte bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktara ( 4 ) numaralı bentte bulunan davacı ödemelerinin güncel değerinin ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar, davacı ortağın bu davada kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar miktarını belirleyecek ve mahkemece ( talepte değerlendirilerek ) bu miktara hükmedilecektir.
Yukarıdaki ilkeleri dikkate almayan mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 6.7.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy