(818 S. K. m. 465) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Aydın Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.04.2003 tarih ve 2000/735-2003/334 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ve muk.davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin soğuk hava deposunda saklanmak üzere teslim edilen, müvekkiline ait portakalların tamamına yakın bir kısmının bozulduğunu ileri sürerek, şimdilik ( 14.612.250.000.- ) TL.nın 28.07.2000 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuş; karşı davada ise, davalıya yapılan hizmet karşılığı olarak ( 4.746.250.000.- ) TL kira ve koruma bedelinin 01.07.2000 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacıya ait portakalların davalıya ait depoda saklandığı, süre sonunda %70'inin kullanılamaz hale geldiği, davacının ön işlemleri yapmamasının bozulmada %10-15 oranında etkili olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ( 13.501.600.000.- ) TL.nın 28.07.2000 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, vedia sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları olayı çözmeye yeterli değildir. Davanın çözümü için, davacının portakallarının depolanmasından önce koruyucu kimyasal işlemleri yapıp yapmadığı, davacıya ait portakalların çeşidine göre uygun depolama koşullarının ve süresinin ne olduğu, davalının deposunun ön soğutma işlemine ve uygun süre boyunca saklamaya elverişli olup olmadığı hususlarının net biçimde tespit edilmesi gereklidir. Bu tespitlerden sonra da, davacının gerekli ön koruyucu işlemleri yapmadığı belirlenirse bunun sonuca etkisinin ne olduğu, saklama konusunda uzman olması beklenen davalının portakalları bu şekilde saklamayı kabul etmesinin müterafik kusur sayılıp sayılmayacağı, konusunda uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetince değerlendirilmelidir. Bu durum karşısında mahkemece bu hususlar dikkate alınarak tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmeden, birlikte inceleme yapılmadan düzenlendiği anlaşılan bilirkişi heyet raporuna itibar edilerek, eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2- Mahkemece, karşı davanın reddine karar verildiği halde bu konuda hiçbir gerekçe gösterilmemiştir. Oysa bilirkişi raporunda belirtilen ve mahkemece hükmedilen meblağ, davacının zararı olarak hesaplanan meblağdan, davacının saklama bedeli olarak davalıya ödemeyi kabul ettiği ( 1.000.000.000.- ) TL.nın düşülmesiyle bulunan meblağdır. Dolayısıyla, mahkemece karşı davanın reddine karar verilmişse de, gerçekte karşı davanın bir kısmı kabul edilmiştir. Bu durumda da, davalının saklama ücreti olarak talep edebileceği meblağ üzerinden karşı davanın kısmen kabulüne karar vermek yerine, bu meblağı davacının talep edebileceği tazminattan düşmek şeklinde hüküm kurulması da doğru olmamıştır. O halde mahkemece, davalının talep edebileceği meblağ belirlenerek sonucuna göre karşı dava hakkında bir karar verilmesi gerekirken, hiçbir gerekçe gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması dahi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) ve ( 2 ) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy