(6762 S. K. m. 695/3) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Uşak Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 9.9.2003 tarih ve 2003/153-2003/823 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin borçlusu olduğu çeklerin, lehdar dava dışı K.-T. Ege A.Ş. tarafından davalı bankaya tahsil için ciro edildikten sonra, müvekkilince çeklerin bedellerinin lehdarın davalı nezdindeki hesabına 6.2.2003 tarihinde yatırıldığını, buna rağmen davalının karşılıksız çıkan bu çekler nedeniyle müvekkiline karşı 7.2.2003 günü ihtiyati haciz kararı aldığını ve uygulattığını, 6.2.2003 günü takip başlatıldığını ödeme emri tebliğe çıkmadığını, müvekkilinin takip kapsamında çek tazminatı vekalet ücreti tahsil harcı ve masrafları ödemek zorunda kaldığını, bunların istirdatı gerektiğini, müvekkili şirketin ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek, 2.933.000.000 lira maddi, 2.000.000.000 lira manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının çekleri ödediğinin sonradan öğrenildiğini savunarak, davanın reddini istemiş karşı dava açarak çeklerden dolayı 2.072.856.000 lira gecikme faizinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, borç asıllarının ödendiğini davalının bile bile hacız işlemi yaptırdığı iddiasının kanıtlanamadığı, yapılan haciz, tahsil harç ve masraflarından davacının sorumlu olduğu, manevi tazminat talebine de hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın ayrı bir esasa kaydına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalının talep ettiği ve uygulattığı ihtiyati haczin haksız olduğu ve takip dosyasına yapılan ödemelerin icra baskısı altında yapıldığı iddiasına dayalı istirdat ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı tahsil bankasının, davacının keşide ettiği çeklerin karşılıksız çıkması üzerine, vekil-hamil olarak davacı aleyhine ihtiyati haciz kararı istemesi ve uygulatmasında hukuka aykırı bir yön bulunmamasına, ihtiyati haciz talebinden ve infazından bir gün önce davacının, davalı banka nezdindeki dava dışı lehdarın kişisel hesabına çeklerin bedellerinin asıllarının ödenip ödenmediğini kontrol etmek gibi zorunluluğunun bulunmamasına, ihtiyati haciz ve sonrasındaki takibin esasen davacının ödemediği gecikme faizlerine ve %5 çek tazminatına ( TTK. 695/son ) ilişkin olmasına, dolayısıyla ihtiyati haczin sonradan tamamen değil kısmen haksızlığının ortaya çıkmış bulunmasına, bu durumda ihtiyati haciz nedeniyle yazılan yazılar nedeniyle davacının itibar kaybetmesinin esasen kısmen kendi kusurundan da kaynaklandığının kabulü gerekmesine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Alacaklı-davalı vekili, davacının yukarıdaki bahsi geçen ödemesinden bir gün sonra takipten vazgeçmiş olup, kural olarak bu durumda takip ile ilgili masraf, harç ve vekalet ücretinin alacaklı-davalı üzerinde kalması gerekmektedir. Ne var ki, davalı vekili, yanıt dilekçesinde, borçlu davacı şirketin varılan anlaşma gereğince kendi isteği ile ihtiyati haciz ve takip ile ilgili vekalet ücretini, masraflarını, %5 çek tazminatını ve feragat harcını takip dosyasına ödediğini savunmuş olup, davacı vekili ise icra dosyasına yaptıkları ödemelerin takip baskısı altında yapıldığını iddia etmiştir. Davalının, kuralın aksine olan savunmasının kanıtlanamaması halinde, davacı ödemelerinin takip baskısı altında yapıldığının kabulü gerekir. Bu nedenle, davalı tarafa bu savunmasını kanıtlama olanağının verilmesi sonucuna göre, ödemelerin istirdadının gerekip gerekmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, istirdat isteminin reddine ilişkin hüküm bölümünün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile istirdat isteminin reddine ilişkin hüküm bölümünün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy