(818 S. K. m. 61, 62)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Malatya Asliye 3. Hukuk Mahkemesince verilen 7.10.2003 tarih ve 2001/483-2003/631 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankanın mudilerinden olan davalının hesabından çekmek istediği 1004 Amerikan Doları yerine yanlışlıkla, 1504 Amerikan Dolarının ödendiğini ileri sürerek davalıya yanlışlıkla fazladan ödenen 500 Amerikan Dolarının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, banka tarafından davalıya verilen dekont ve kasa tediye fişinde ödenen miktarın 1004 USD olduğu, davalıya fazla para ödendiği hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yanlışlıkla ödenen paranın tahsili istemine ilişkindir. Davalıya bankadaki döviz hesabından 27.6.2001 tarihinde 1004 Amerikan doları yerine 1504 Amerikan dolarının ödendiği ileri sürülerek, kasa tediye fişinin arka yüzünde davalıya ödenen paranın dökümünün yapıldığı ve arka yüzün de davalı tarafından imzalandığı, para dökümünün 1504 dolara karşılık geldiği hususlarına dayanılmıştır. Davacı banka görevlisi tarafından düzenlenen kasa tediye fişi incelendiğinde ön yüzünde 1004 USD yazılı olup, arka tarafında yapılan para dökümünde 1504 toplamına ulaşıldığı, bu kısmın da davalı tarafından imzalandığı ve aynı gün banka yetkililerince düzenlenen kasa farkı tutanağında 500 USD'lik açığın saptandığı anlaşılmıştır. Buna göre, davacı banka iddiasını tediye fişi arkasına yapılan para dökümü ve bu miktarı teyid eden kasa farkı tutanağı ile ispatlamış olup, bu hususların değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş olup, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 23.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy