(1086 S. K. m. 288, 289)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bozdoğan Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 6.6.2003 tarih ve 2000/203-2003/124 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin A Sigorta A.Ş. nin Nazilli acentesi olduğunu, davalının da Bozdoğan İlçesinde müvekkilinin bayiliğini yaptığını, davalının 2000 yılı Ocak ayından 15.6.2000 tarihine kadar 3. şahıslar için poliçe düzenlendiği halde müvekkiline ödemediği prim borcunun ( 2.586.000.000 )TL olduğunu ileri sürerek, anılan meblağın 15.6.2000 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında komisyon karşılığı poliçe satım ilişkisinin hiçbir zaman olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının A Sigorta A.Ş. acentesi olan davacı adına komisyon karşılığında Bozdoğan İlçesinde kestiği zorunlu trafik sigorta poliçeleri nedeniyle davacıya 2.141.354.000 )TL borçlu olduğu davacının yargılama sırasında vefat etmesi üzerine davaya mirasçıları tarafından devam edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, anılan meblağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Dava dilekçesi ile, Ulvi A'ın A Sigorta A.Ş.nin Nazilli bölgesi acentesi olduğu davalının da Bozdoğan İlçesinde Ulvi A'ın bayiliğini yaparak poliçe tanzim ettiği ileri sürülmüşse de, davacı delilleri bu iddianın ispatı için yeterli değildir. Her ne kadar mahkemece, davalının muvafakat etmemesine rağmen davacı tanıkları dinlenerek hüküm kurulmuşsa da, davacı iddialarının tanıkla ispatı da mümkün değildir. Yine davacı tarafça dosyaya sunulan poliçelerde, davalının davacı adına poliçe tanzim ettiğine ilişkin hiçbir kayıt bulunmadığı gibi davacı adı dahi acente olarak belirtilmemiştir. Davacı tarafça tanzim edilen cari hesap ekstresi de tek başına acentelik ilişkisinin varlığını ispat için yeterli bir delil olamaz. Bu durum karşısında mahkemece, davacı taraftan iddialarını ispata yönelik yazılı delilleri bulunup bulunmadığı sorulmak, gerekirse yemin teklif hakkı hatırlatılmak ve sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy