(818 S. K. m. 41, 58)
Dava: Taraflar arasında görülen davada B Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.04.2003 tarih ve 2001/55 - 2003/85 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketine yangın kombine sigorta poliçesi ile sigortalı evin, davalının evinde başlayan yangının sirayeti sonucu yandığını, müvekkilince sigortalısına 6.214.215.000 lira ödeme yapıldığını ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kusurlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre, yangının çıkış yeri ve çıkış yeri ve çıkış nedeninin belirlenemediği, davalının haksız eylemle ilişkisinin kurulamadığı, dolayısıyla davalıya kusur izafe edilemeyeceği kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yangın sigorta poliçesine dayalı tazminat alacağının rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükme esas bilirkişi kurulu raporu esas alınarak, yazılı gerekçelerle, davalının yangından sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmış ise de, bu sonuç dosya kapsamına uymadığı gibi eksik incelemeye de dayanmaktadır.
İtfaiye ve Emniyet Amirinin ortak olarak düzenledikleri 17.02.2000 tarihli yangın Zabıt Varakasında, davalının evindeki mangaldan düşen ateş parçasının yangına neden olduğu tespitine yer verilmiş, aynı tarihli diğer bir yangın tutanağında ise, yangının tahminen elektrik tesisatından kaynaklandığı tespiti yazılıdır. Davalı, ceza hakimi huzurunda yaptığı savunmasında, sobaya çalı çırpı atıp, komşuya geçtikten sonra yangının çıktığını, ancak sobayı yakmadığını beyan etmişken, olaydan hemen sonra polisçe alınan ifadesinde ise, yaşlılığı nedeniyle sobayı yakıp yakmadığını hatırlamadığını bildirmiş, her iki ifadesinde de yangının kendi evinden başladığını açıklamıştır. Yangının çıkış yerinin davalının evi olduğu dosya kapsamı ile de sabit iken, çıkış yerinin belirlenemediği gerekçesi isabetli değildir. Yangının çıkış nedeni, davalının ya kiracı olarak BK'nun 41 nci vd. madde hükümlerine dayalı binanın ve tesisatının kullanımına ilişkin kusur sorumluluğunu yada aynı kanunun 58 nci madde hükmünde yazılı bina maliki olarak kusursuz sorumluluğunu ortaya koyacağından, bu nedenin tespiti önem taşımakla birlikte, davalının bu iki olasılık dışında sorumluluktan kurtulmasını gerektiren başka bir hukuki nedenin ya da maddi vakıanın varlığı ne iddia edilmiş, ne savunulmuş, ne de dosyaya yansımıştır.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre B.K.nun 58 nci madde hükmü uyarınca, bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurdan dolayı sorumludur. Bu maddedeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bina içinde ki elektrik tesisleri madde de açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahildir. Diğer yandan özel hukuk sorumluluğu bakımından her zaman kusur ( kast veya ihmal ) unsurlarının bulunması zorunlu değildir. Bu gibi hallerde, zararın, hukuka aykırı bir davranıştan doğması yani objektif koşulu gerçekleşmesi yeterli olup, ayrıca subjektif koşula diğer anlatımla kusura ihtiyaç yoktur. Özellikle kusursuz sorumluluk hallerinde durum böyledir. Zarar, ihmalden de kaynaklanabilir ve ihmali yapan sorumlu olur.
Bu durumda, mahkemece her iki yangın tutanağında imzası bulunan görevlilerin tanık sıfatıyla dinlenilmesi, çıkış nedenine ilişkin tutanaklar arası farklılığın giderilmesi, içinde inşaat, sigorta ve elektrik alanlarından seçilecek uzmanların bulunduğu başka bir bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınması, davalının kiracı veya bina maliki sıfatlarından hangisine sahip olduğunun belirlenmesi, B.K.'nun 41 vd. yada 58 nci madde hükümlerine dayalı sorumluluğunun somut olay bakımından tartışılması sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy