(CMR m. 28) (6762 S. K. m. 773)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.10.2002 tarih ve 1997/461-2002/1069 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin yaptırmakta olduğu yeni tekstil fabrikası için Japonya'dan ithal ettiği 3 adet bobin makinesinin Mersin Limanından Adana'da bulunan fabrika sahasına davalı tarafça TIR'la taşınması sırasında sürücünün "U"dönüşü yasağını ihlal ederek dönüş yaptığı sırada aracın sağ taraftaki bankete düşerek dorse üzerinde bulunan konteynerin gerektiği şekilde bağlanmamış olması nedeniyle kayarak düştüğünü ve yerde takla atması sonucu içindeki 6 adet ünitenin kullanılamaz şekilde hasarlandığını, hasar bedeli olarak taşıma sigortacısından 425.650DM tahsil edildiğini, ancak bakiye makine bedeli olan 25.846.DM'nin sigorta şirketi tarafından ödenmediğini, ayrıca yeni makinenin ancak 5 ay içinde ithal ve sevkinin mümkün olduğunu ileri sürerek, eksik ödenen makine bedeli olan ( 2.232.138.098 )TL ile 5 aylık kar mahrumiyeti olan ( 137.116.800.000 )TL olmak üzere ( 139.348.938.098 )TL'nin 17.05.1997 tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranında faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, konteynerin davacının yardımcı şahsı Liman İşletmesi tarafından yüklendiğini,TIR sürücüsünün trafik kurallarına uygun olarak geçiş yaptığını, aracın veya konteynerin devrilmediğini, konteynerin hafifçe kaydığını, asıl hasarın konteynerin davacı talimatıyla yeniden halatla sapan yaptırılarak tekrar TIR'a yüklenmesi ve hatalı boşaltma yapılması nedeniyle meydana geldiğini, ayrıca hassas olan bobin makinelerinin durumlarına uygun konteynerle taşınmadığı gibi konteyner içerisinde yeterli ambalaj yapılmadığını hasarın oluşmasında müvekkiline kusur izafe edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemelerine göre, sürücü Naci Eker'in "U"dönüşü yaparken kaplama banket arasındaki kot farkı ve çekici-dorse arasında oluşan burulma sonucu dorse üzerindeki konteynerin kayarak yere düştüğü,sürücünün yolun ve aracın özelliklerini gözetmeden trafik kurallarına aykırı olarak dönüş yapması nedeniyle, tamamen kusurlu bulunduğu ve hasarın davalı sürücüsünün ağır kusurundan kaynaklandığının anlaşıldığı ve TTK'nun 773 ncü maddesi ve devamı hükümleri uyarınca taşıyıcının kendisine teslim edilen emtianın teslim edildikten, gönderilene teslim edilinceye kadar geçen sürede meydana gelen hasarlardan sorumlu olduğu, makinaların hasarlanması nedeniyle davacının 150 gün süreyle kârdan yoksun kaldığı, makinelerin %80 kapasiteyle çalışması halinde davacının yoksun kaldığı kârın ( 113.135.620.000 )TL ve bu oranlamaya göre davacının makine hasarının 20.676.80DM karşılığı ( 1.785.710.478 )TL olarak belirlendiği ve davalının bundan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ( 1.785.710.478 )TL'nin 17.05.1997 tarihinden ( 113.135.620.000 )TL'nin 31.10.1997 tarihinden itibaren reeskont oranında faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, karayolu ile eşya taşımsından kaynaklanan zarar bedelinin kısmen ve taşınan eşyanın hasara uğraması nedeniyle yoksun kalınan kazanç kaybının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalının müvekkiline ait bobin makinelerini taşıması sırasında TIR sürücüsünün "U" dönüşü yapması nedeniyle makinelerin bulunduğu konteynerin düşmesi sonucu tam hasara uğradığını, zararın meydana gelmesinde davalının ağır kusuru bulunduğunu, makine bedellerinin taşıma sigortasınca kısmen karşılandığını ileri sürerek, sigortaca karşılanmayan makine bedeliyle, yoksun kalınan kazanç kaybının tahsilini talep etmiş, davalı vekili, sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığını, makinedeki zararın sadece sürücü kusurundan kaynaklanmadığı, davacı alıcının konteyneri yeniden TIR'a yüklemesi ve boşaltma hatasından kaynaklandığını savunmuş, mahkemece, kazanın oluşmasında davalı taraf sürücüsünün tam kusurlu olduğu ve hasarın meydana gelmesinde davalı tarafın ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle, davacının uğradığı kısmi makine hasarı ve kazanç kaybından sorumlu olduğuna karar dair verilmiştir.
Taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık, davaya hangi mevzuatın uygulanacağı ve davacının kazanç kaybı isteyip isteyemeyeceği hususlarındadır. Davaya konu taşıma yurt içinde yapılmış ise de, Hamule Senedi'nde bu taşımadan kaynaklanan uyuşmazlığa CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş ve nitekim taşıma sigortacısı ile davalı taşımacı arasında görülen davada uyuşmazlığa CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanacağı Dairemiz'ce kabul edilmiştir.O halde, söz konusu Konvansiyon'un sorumluluğa ilişkin hükümlerinin irdelenmesi gerekmektedir. CMR Konvansiyonu'nun 28 nci maddesinde, "ilgili yasaya göre, bu Sözleşmeye göre yapılan taşımadan oluşan zarar, hasar veya gecikme, mukavele dışı bir isteme yol açtığı hallerde taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya ödeyeceği tazminatı tespit eden veyahutta sınırlayan bu Sözleşme hükümlerinden yararlanabileceği"öngörülmüşür. Görüldüğü üzere, bu Sözleşme hükümlerine göre, taşımacının sorumluluğu sınırlandırılmıştır ( m.23 ). Ancak,29ncu madede hükmünde de, "hasar taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmiş ise, taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünün karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden faydalanamaz"denilmek suretiyle taşımacının sınırsız sorumluluk halleri istisnai olarak sayılmıştır.
Somut olayda, taşımacının sınırlı sorumlu olacağı hususunda bir uyuşmazlık yoktur. Asıl uyuşmazlık, davalı taşımacının sınırlı sorumluluğunu aşan kısımdan diğer bir deyişle tam tazminatla sorumlu olup olmayacağıdır. Şu halde mahkemece, anılan Konvansiyon'un 29 ncu maddesi bağlamında hasarın meydana gelmesinde davalının "bilerek kötü hareketi" veya "davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan" ileri gelip gelmediği hususları irdelenmelidir. Mahkeme kararında hasarın davalının ağır kusurundan kaynaklandığı belirtilmiş ise de, mahkemece bu hususun irdelenip tartışılmamış ve ağır kusurdan kastedilenin ne olduğu anlaşılmamıştır. Bu durumda mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde olayın incelenip tartışılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ileyazılıgerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) No'lu bentte açıklanan nedenlerle,kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) No'lu bette yazılı nedenlerle,davacı vekilinin tüm,davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.920.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 01.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy