(2918 S. K. m. 99) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5, B.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.10.2002 tarih ve 1999/877-2002/792 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete ait otomobilin davalı şirket nezdinde kasko sigortalı olduğu dönemde hasarlanmasına karşın, davalı şirket tarafından sürücünün alkollü olduğu gerekçesiyle hasar bedelinin ödenmesine yanaşılmadığını, oysa doktor raporuyla sürücüsünün sadece 30 promil alkollü çıktığını belirterek, (800.000.000) TL. hasar miktarının kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, trafik kazası tespit tutanağında sürücünün 0,50 promil alkollü olduğunun belirlendiğini, kazadan iki saat sonra alınan doktor raporuna bu nedenle itibar edilemeyeceğini, kaldı ki kazanın alkolün tesiriyle meydana geldiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve adli tıp kurumu raporlarına göre, Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda aracı kullanan kişinin 0,50 promil alkollü olduğu belirtilmiş ise de, Emniyet Müdürlüğü'nün cevabi yazısında, alkol tutanağı tanzim edilmeyip, doktor tarafından verilen rapora göre tutanağa 0,50 promil yazıldığının bildirildiği, doktor tarafından verilen raporda ise 0,30 promil alkollü olduğunun belirtildiği, kasko poliçesi gereği davalı sigorta şirketinin ödeme yapmaktan kaçınabilmesi için öncelikle sürücüsünün 0.50 promilin üzerinde alkollü şekilde kaza yapması ve bu kazanında sürücünün sırf alkol almış olması nedeniyle meydana gelmesinin gerektiği, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporunca, kazanın 01.30'da meydana gelmiş olması halinde şahsın 0.60 promil, 03.00'da meydana gelmiş olması halinde 0.38 promil alkollü olacağının belirtilerek, alkol oranının 0.50 promili geçmiş olması halinde kusurlu hareketin beklenebileceğinin belirtildiği, bu durumda olayın sigorta poliçesi genel şartlarının A.5 maddesine girmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile (800.000.000) TL. nın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı ile davalı A... Oyak Sigorta AŞ. arasındaki uyuşmazlık, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Bir özel hukuk ilişkisi olan bu sözleşmenin sigorta teminatı dışı kalan halleri düzenleyen poliçe genel şartlarının A.5.5 maddesinde, Taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar kasko sigortası teminatı dışında kaldığı kabul edilmiş bulunmaktadır. Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre, hasarın teminat dışı kalabilmesi için, rizikonun, sırf alkol veya uyuşturucunun etkisi altında oluşması gerekmekte olup, alınan alkol oranının doğrudan bir etkisi bulunmamaktadır. Uyuşturucu madde veya alkol alımı ile olay arasındaki illiyet bağının ise, bu tür maddelerin sinir sistemini etkilemesi nedeniyle aralarında nöroloji uzmanı bir hekim ile trafik uzmanının bulunacağı bilirkişi aracılığı ile araştırılması gerekir. Bu nedenle, mahkemece, aralarında, bir trafik uzmanı, bir hukukçu ve bir nöroloji uzmanı bulunan bilirkişi heyetinden rapor alınma suretiyle, kazanın münhasıran alkolün tesiri altında meydana gelip, gelmediğinin saptanması gerekirken, noksan inceleme sonucu hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.3.1.maddesine göre sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Ekspertiz raporunda belirtildiği üzere hasar, davalı sigorta şirketine 20.2.1998 tarihinde bildirilmiştir. Sigorta eksperi tarafından, rapor 13.03.1998 tarihinde düzenlenerek davalı şirkete sunulmuştur. Ekspertiz tarafından gerçek zararın tespitinden sonra davalı sigorta şirketinin sigorta teminatını ödeme yükümlülüğünün doğduğunun kabulü ile ekspertiz raporunun düzenlenme tarihinden itibaren davacı yararına temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle faiz başlangıcına dava tarihinin esas alınması yanlış olmuş ve kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 02.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy